YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5590
KARAR NO : 2009/5885
KARAR TARİHİ : 17.06.2009
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı banka vekili dava dışı borçlu şirkete ait taşınmazların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalı sendikanın üst sıraya alındığını; oysa müvekkili bankanın alacaklarının Bankacılık Kanunu’nun Geçici 13 üncü maddesi yollamasıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine tabi olduğunu; İcra ve İflas Kanunu’nun 206 ncı maddesindeki imtiyazların ancak aynı derecede hacze iştirak edebilecek alacaklara karşı ileri sürülebileceğini, kaldı ki kamu alacağı niteliğindeki alacağa davalıların iştirakine da yasal olanak bulunmadığını ileri sürerek sıra cetvelinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sendika vekili Bankacılık Kanunu’nun Geçici 13 üncü maddesinin muvazaalı alacaklar için uygulanabileceğini, davacı bankanın 206 ncı madde uyarınca dördüncü sıradan üçüncü sıraya alınması halinde dahi, müvekkili işçilerin birinci sıradaki alacaklarının önüne geçemeyeceğini; davacının haczinin de satış istenmediğinden düştüğünü ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesince yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre davalı yanın alacaklarının işçi alacağı olduğu, bu nedenle konulan hacizlerin İcra ve İflas Kanunu’nun 100/2 nci maddesi uyarınca ilk hacze iştirak edeceği ve oluşan derece içindeki sıraların 206 ncı maddeye göre belirleneceği, anılan maddeye göre de davalıların birinci, davacının üçüncü sırada olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 … maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmaları belirtilmeli ve bunlara ilişkin delillerin değerlendirilmesi yapılmalıdır. Alınan bilirkişi raporunda davacı yanın haczine ilişkin tapu kayıtlarının incelenmesi gerektiği bildirilmişken, bu gereklilik yerine getirilmediği gibi, davalı sendika vekilinin, davacının haczinin düştüğüne ilişkin savunması ve davacının taahhütler nedeniyle satış isteme sürelerinin durduğu yönündeki beyanları üzerinde de yeterince durulmamıştır. Davalıların alacaklarının ilama bağlı olduğu yönünde gerekçe oluşturulmuş ise de, bu ilamların dosyaya celbi sağlanmamıştır. Öte yandan davacı yanın giriştiği takibin itiraz üzerine durduğu ve davacı yanca itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır; bu durumda konulan haczin İcra ve İflas Kanunu’nun 264 üncü maddesi karşısındaki durumu tartışılmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Yukarıda gösterilen eksikliklerin giderilmesi ve gerek görüldüğü takdirde bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; davalı vekilinin 04.12.2008 tarihli oturumda garameten paylaşım isteminin göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de kabul şekli itibariyle isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 17.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.