YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5623
KARAR NO : 2010/3114
KARAR TARİHİ : 22.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili şirket yetkilisinin imzalamadığı 10 adet bonodan dolayı takip başlattığını, takipten 15.11.2006 tarihinde haberdar olduklarını, … Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2003/924 Esas sayılı dosyada müvekkili şirket yetkilisi …’ın yargılandığını ve beraat ettiğini, kaçak … kullanılmadığını ileri sürerek kaçak … ve normal … borcu karşılığı iddiası ile düzenlenen ve yetkili tarafından imzalanmayan bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin yetkilisi …’ın 10.09.2002 tarihli vekaletnamesi ile vekil olarak atadığı …’ın bonolarda davacı şirket kaşesi üzerinde imzası olduğunu, borcunu taksitlendirdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece alınan bilirkişi raporuna rağmen bonoları imzalayan …’ın B.K.nun 453/2.maddesi uyarınca ticari vekil olduğu gibi, taksitlendirme sözleşmesi ve bonoların … borcundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Yerel Mahkeme kararı davacı tarafa 13.04.2009 tarihinde, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ise 28.04.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilince hüküm 15 günlük temyiz süresi ve 10 günlük katılma yolu ile temyiz süresi geçtikten sonra, 22.05.2009 tarihinde temyiz edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yönde bir karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; Somut olayda ihtiyati tedbir kararı alınıp, uygulandığından İİK.nun 72/4.maddesi uyarınca davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davalı tarafından yatırıldığı anlaşılan 750.-TL.bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesi şeklinde hüküm kurulması gerekirken, bu yönün gözetilmemiş olması da isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.