Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/5652 E. 2009/9346 K. 14.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5652
KARAR NO : 2009/9346
KARAR TARİHİ : 14.10.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit- istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin seyahat acentesi olduğunu, davalının ise otel işletmesi olduğunu, davacının 2001 yılının Kasım ayına kadar İngiltere’de tur operatörü olarak faaliyet gösteren dava dışı… Limited Şti.’nin Türkiye’ye gönderdiği turistlerin ağırlanması işlerinde acente sıfatı ile hizmet verdiğini, davalı şirketin dava dışı …Limited ile 1998 ve 1999 tarihli sözleşmelerle… Limited’in müşterilerinin davalı otelinde konaklaması için anlaştıklarını, davacı şirketin bu sözleşmelerde taraf olmadığını, sadece sözleşmenin ifasında… Limited Şirketi’nin acentesi olarak davalıyla ilişkileri düzenlediğini, 2001 yılının Kasım ayında davacının… (JMC) ile acentelik ilişkisinin sona erdiğini, bir tesadüf sonucu 18.10.2002 günü davalı tarafından davacının banka hesaplarına haciz konulduğunun öğrenildiğini, yapılan incelemede toplam 28.838.159.022 TL borç için ilamsız icra takibi yapıldığının, ödeme emrinin muhtara tebliğ edilerek takibin kesinleştiğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı ile davalı arasında temsil ilişkisi dışında bir ilişki bulunmadığını, takibin haksız olduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 07.11.2003 tarihli dilekçesinde, ihtirazi kayıtla icra müdürlüğüne 35.056.494.708 TL ödeme yapıldığını, ayrıca müvekkili şirketin banka hesaplarındaki haciz talimatlarını kaldırmak için 06.01.2003 tarihinde 1.168.500.000 TL ödeme yapıldığını, bu sebeple İİK.’nun 72/VI maddesi gereğince açılan menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğünü, yapmış oldukları ödemelerin, ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davacı şirketin incoming seyahat acentası olduğu, TTK.’nun 119. maddesi uyarınca husumetin acentaya değil, sözleşmenin tarafına yöneltilmesi gerektiği, davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığı, bu nedenle davacının ödemek zorunda kaldığı bedelin iadesine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından hem davacı …Turz. A.Ş. hem de… Limited aleyhine icra takibine girişilmiş, borçluların itiraz etmemeleri üzerine kesinleşen icra takibinden sonra davacı tarafından diğer borçlu şirketin acentesi sıfatıyla borç ödenmiştir. Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde acentelik ilişkisinin sona erdiğini iddia etmekte ise de icra dosyasına verdiği 21.10.2002 tarihli itiraz dilekçesinin 5. bendinde “acente sıfatını taşıyan müvekkile husumet yöneltilemez.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı vekilinin bu beyanına göre davacı şirketin takip tarihi itibariyle acente olduğunun ve yapılan ödemelerin asıl şirket namına acente sıfatıyla yapıldığının kabulü gerekir. Nitekim 10.06.2004 tarihli bilirkişi raporunun 9. sayfasının 4. paragrafında “….davalı şirket tarafından davacı adına kesilen faturaların davacı vekili tarafından da ikrar edilmiş olduğu üzere, davacı kayıtlarına işlenmiş ve bedellerinin de davacı tarafından ödenmekte olmasından, davacının dava dışı… Ltd. ile davalı arasında imzalanmış bulunan kontenjan sözleşmelerinin yürütülmesinde, hizmetin görülmesi sırasında düzenlenen faturaların ödenmesinde yükümlülük üstlendiğinin anlaşıldığı” şeklinde görüş bildirilmiştir.
Hal böyle olunca davacı, yaptığı ödeme nispetinde acentesi olduğu firmaya başvurma hakkını haizdir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hazineye irat kaydına şeklinde hüküm oluşturulması isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.