Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/5681 E. 2010/3434 K. 25.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5681
KARAR NO : 2010/3434
KARAR TARİHİ : 25.03.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin bankadan kredi çekmesine yardımcı olacağını söyleyen davalının güvence olarak müvekkilinden senet istediğini, müvekkilinin de 10.000.000.000.-TL.tutarında senet imzalayarak davalıya verdiğini, daha sonra davalının kredi işinin olmayacağını bildirdiğini, ancak senedi iade etmediği gibi icra takibine koyduğunu, senedin aldatma ile müvekkilinden alındığını, geçersiz olduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile senedin iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının davaya konu bonoyu, müvekkilinin çalışmış olduğu işyerinden mal almış olması, kardeşinin kooperatif aidat ve diğer bir takım borçlarını ödemesi karşılığında imzaladığını, davacının kötüniyetli olarak borcu inkar ettiğini savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece yargılama aşamasında davalı alacaklının, davacıya herhangi bir mal vermediğini, davacı adına kredi aldığını, davacının kardeşinin borçlarını kapatıp, elden para verdiğini kabul ve beyan ettiğinden senet metninde yazılan malen kaydını talil ettiği, ispat yükü kendisinde olan davalının davacı adına kredi çektiğini, elden para verdiğini ve borçları kapattığını usulüne uygun belgelerle kanıtlayamadığı, tazminat talebinin koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bonoda malen kaydı bulunduğu halde, davacı taraf bononun teminat olarak düzenlendiğini, karşılığı bulunmadığını iddia etmiş, davalı ise 20.03.2007 tarihli oturumda herhangi bir mal vermediğini, para verdiğini ileri sürmüştür. Bu durumda hem davacı, hem de davalı senedin ihdas nedenini talil etmiştir. Hal böyle olunca ispat külfeti davacıda olup, davacının senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını HUMK.nun 290.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekir. Yazılı delil sunulamaması halinde ise, dava dilekçesinde “Her tür kanıt”denilerek yemin deliline de dayanılmış olduğundan davacıya, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.