YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5842
KARAR NO : 2009/6394
KARAR TARİHİ : 29.06.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve asli müdahil davacı vekillerince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, konusu itibariyle duruşma istemi reddedilerek incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı … A.Ş.den alacaklı olduklarını, anılan şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalıların bu alacağın ödenmesini engelleyerek müvekkilini doğrudan zarara uğrattığını iddia ederek uğranılan zararın tahsili ile davalıların şahsi iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asli müdahil …, dava dışı … A.Ş.den avukatlık ücreti alacağı bulunduğunu ve davalıların yönetim kurulu üyesi olarak ödeme görevlerini yerine getirmeyerek doğrudan zarara uğratıldıklarını iddia ederek, alacağın tahsilini ve davalıların şahsi iflaslarını talep ve dava etmiştir.
Davalı Josef Tarı savunmasında, dava dışı … A.Ş.nin yönetiminden ve ortaklığından ayrıldıklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davalı … savunmasında, dava dışı … A.Ş.nin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davalı … Mesudiyeli savunmasında, dava dışı … A.Ş.nin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldıklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının ve asli müdahilin talebinin tazminat olduğu ve bu istemin iflas davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve asli müdahil davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
Anonim ortaklıklarda yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumlulukları bulunmamakla beraber TTK.nun 336. maddesinin 1-5’de belirtilen hallerde iflasları istenebilir.
Davacı ve müdahil davacı taleplerinde TTK.nun 336/5. maddesine dayanarak davalıların gerek kanunun, gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması suretiyle doğrudan zarara uğradıklarını iddia etmişlerdir.
Bu halde davalılar hakkında iflas davası açılmasında usulsüzlük yoktur.
O halde mahkemece TTK.nun 20. maddesi hükmü de irdelenerek davalılar aleyhinde açılan iflas davasının esası hakkında bir karar verilmek gerekirken yasaya uygun düşmeyen gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.