YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6178
KARAR NO : 2010/4696
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine senede dayalı takip başlattığını, taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, davalının senet tanzimini gerektirecek bir ödeme yapmadığını, zaten konuyla ilgili hazırlık soruşturması sırasında, davalının ağabeyi tarafından davacıya verildiği iddia edilen senette davacının alacaklı gösterildiği şekilde davalının beyanda bulunduğunu, öte yandan bu iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla paranın çay bahçesine ruhsat almak işi için verildiğinin iddia edildiğini, bu durumda bile senedin gayrimeşru bir ödemenin tahsili amacıyla düzenlendiği için iptalinin gerektiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve bononun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu senedin nakden düzenlenmiş olmasının lehdarın keşideciye nakit verdiğinin kanıtı olduğunu, hazırlık soruşturması sonunda takipsizlik kararı verildiğini,bonodaki imzaya itiraz edilmediğini, davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre,davalının Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde, davalının kardeşinin dava dışı 3.kişi ile davacıya verdiği iddia edilen para karşılığında davacıdan ve dava dışı 3.kişiden ayrı ayrı senet aldığını bildirdiği, bu beyandan yanlar arasında akdi ilişki olmadığının anlaşıldığı, davalının dava dışı ağabeyinin senetteki parayı kendisine devrettiğini ileri sürüp kanıtlayamadığı, ayrıca senedin düzenlenmesi aşamasında davalının lehtar olarak yer aldığından bononun lehtar kısmının boş olduğu ve asıl alacaklı olan kimsenin bonoyu bu haliyle davalıya verdiğini kabul etme olanağı olmadığından davalının konumunun hamil olarak değerlendirilemeyeceği, böylece davacının davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığı, bir an için bonoya konu paranın davacıya verildiği kabul edilse bile veriliş şekli olarak ahlaka aykırı sayılacağından asıl parayı verenin bu parayı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının takibinde kötüniyetli olduğunun anlaşılamadığı ve davacı tarafından da bu hususun kanıtlanamadığı gerekçeleriyle de davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle kararda dolar yerine TL.yazılması HUMK.nun 459.maddesine göre mahallinde düzeltilebilecek noksanlık olmasına göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.