YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6278
KARAR NO : 2010/5908
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, banka müşterisi dava dışı …Tekstil San.ve Tic.AŞ.’nin 1998 yılında kullanmış olduğu banka kaynaklı ihracat taahhüdü kapatılmayan kredilerin ödenmesi talebini içeren ihtarnameye rağmen borç tahsil edilemediğinden adı geçen borçlu tarafından risklerin tahsili amacıyla verilen keşidecisi davalı şirket olan 320.000 DEM bedelli senedin icra takibine konu edildiğini, takibin dayanağının aynı zamanda genel kredi sözleşmesi olduğunu, söz konusu bononun borcu teminen verildiğini, her ne kadar kambiyo senetlerine mahsus takip yapılmamış olsa da alacak borç ilişkisinin varlığını teyit eden yazılı bir delil olduğunu, takibe itirazın haksız bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, süresinde verdiği cevap dilekçesinde müvekkili şirketin yasal ikametgahının Bursa olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunmuş, ayrıca takibin dayanağı senedin 31.12.1999 vade tarihli olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin genel kredi sözleşmesinde kefil vb.sıfatla imzasının bulunmadığını, senetteki imza sahibi olan eski genel müdür …’ya davanın ihbarı gerektiğini belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Dava kendisine ihbar edilen … vekili müvekkilinin genel müdürlük görevini şirketin menfaatine uygun olarak yerine getirdiğini, karşılıklı anlaşma ile ibra edilerek görevinden ayrıldığını, bono kendisine tebliğ edilmediği için imzaya ilişkin itirazlarının saklı olduğunu, senedin zamanaşımına uğradığını belirtmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde davalı yanın yetki itirazı genel kredi sözleşmesindeki yetki şartı nedeniyle yerinde görülmemiş, icra takibine konu olan senedin TTK’nun 661.maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı, bu nedenle davacının genel haciz yolu ile takip yaptığı, davacı bankanın senede ciro yolu ile hamil olduğu, bir başka ifade ile taraflar arasında temel ilişkinin bulunmadığı, zamanaşımına uğramış bir senede dayanarak aralarında temel ilişki bulunmayan davacının davalıdan alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, hamilin keşideci davalıya TTK’nun 644.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvurması mümkün ise de bu müracaatın senet zamanaşımı süresinden itibaren 1 yıl içerisinde yapılması gerektiği, takip konusu senet 31.12.2002 tarihinden zamanaşımına uğradığı, icra takibine 21.07.2004 tarihinde girişildiği, bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, fon alacağının tahsili için dava konusu senede dayanarak ilamsız icra takibine girişmiş ve itiraz üzerine işbu itirazın iptali davasını açmıştır. Uyuşmazlık senede dayalı takipte uygulanacak zamanaşımı süresinin ne olması gerektiği yönü üzerinde toplanmaktadır.
5020 sayılı yasayla değişik 4389 sayılı Kanunun ek 5. ve ek 3.maddeleri ile 4389 sayılı yasayı yürürlükten kaldıran 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 141.maddesine göre ; “Bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır.” Aynı kanunun geçici 16.maddesi uyarınca; “Bu kanun ile fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.”Bir bankanın yeniden yapılandırma ya da tasfiye sürecine girmesi nedeniyle bu bankanın çeşitli borçlarını devralan ya da banka adına ödemeler yapan fonun ilgililere karşı açacağı sorumluluk davalarında zamanaşımı süresi 20 yıl olarak belirlenmiştir. Ayrıca fonun bu kanun kapsamında açabileceği davalardan söz edildiğine göre alacağın hukuki sebebi önemli değildir.
Yargıtay HGK’nun 05/04/2006 gün 06/12-110 esas 2006/122 sayılı kararında yasal düzenleme doğrultusunda zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunun kabulü gerektiği de belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 141.maddesine göre somut olayda alacağın bonoya dayalı fon alacağı olmasına ve 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmesine göre ve dava tarihi ve de alacağın muaccel olduğu tarih itibariyle de zamanaşımı dolmadığından işin esasına girilmesi gerekirken davanın zamanaşımı sebebiyle reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.