YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6819
KARAR NO : 2010/4853
KARAR TARİHİ : 21.04.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, faturalar içeriğindeki malların müvekkilince davalıya satılarak teslim edilmiş ise de bedelinin ödenmediğini, aleyhine girişilen takibe davalı borçlunun itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek 5.108.-YTL.asıl alacağın fatura tarihlerinden itibaren işleyecek kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont oranı temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu edilen faturalara ait bir kısım malların davacı yanca müvekkiline teslim edilmediğini ve teslim edilen mal bedellerinin de müvekkilince davalının o dönem satış müdürü olan …’e ödendiğini, böylece müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı yanca ödeme savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.108.-YTL.davacı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının yirmi adet fatura içeriğini oluşturan 5.108.-YTL.lik alacak istemi mahkemece kabul edilmiş ise de, davalı yan faturalara konu malların bir kısmını teslim almadığını savunmuştur. Malların teslimi ile ilgili sevk irsaliyelerinden 23.02.2004 tarihli ve 375.-YTL.bedelli faturaya ilişkin olanı dışında mal teslim eden ve alana ait imzalar bulunmaktadır. Davalı taraf imzaların bir kısmını kabul etmiş ise de diğer irsaliyelerdeki imzaların şirket çalışanlarına ait olmadığını savunmuştur. Bu durumda davacıdan kabul edilmeyen bu irsaliyelerdeki malın davalının hangi çalışanına teslim edildiği sorulup, gerektiğinde davalı çalışanlarının imza örnekleri alınıp imza incelemesi de yaptırılmak suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Öte yandan somut olay bakımından tamamlayıcı yemin verilebilmesi için gerekli olan koşullar bulunmadığı halde, davacı yana tamamlayıcı yemin yaptırılarak karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.04 .2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.