YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7073
KARAR NO : 2010/4486
KARAR TARİHİ : 15.04.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, tarafların koyun alışverişi yaptıklarını, bu ilişki sebebiyle müvekkilinin davalıya 10.000.-YTL bedelli bonoyu verdiğini, daha sonra müvekkilinin davalıya borcuna karşılık 58 adet hayvan verip, davalıdan alacağı kalmadığına dair belge almasına rağmen senedin 5.000.-YTL üzerinden icra takibine konulduğunu, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitine, senedin iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 10.000.-YTL’lik senet bedeli alacağının, 5.000.-YTL’sinin nakit olarak davacı tarafından ödendiğini, halen davacıdan 5.000.-YTL alacağı bulunduğunu, ödemeye ilişkin belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını, belge vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre, taraflar arasında ticari ilişki olup, davacının, davalıya dava konusu 10.000.-TL bedelli bonoyu verdiği, davacı tarafından sunulan 22.12.2004 teslim tarihli belgede açıkça …’a ait 10.000.-YTL senet karşılığında koyun alındığı ve alacağının kalmadığının yazılı olduğu, belge altındaki imzanın davalının eli mahsulü olduğunun tespit edildiği, bu belgenin aksinin yazılı (kesin) delil ile ispat edilemediği, belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun da davalı tarafça yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davalının delil bildirmediği, yemin deliline de dayanmadığı, 5.000.-TL üzerinden kısmi takibe konulan senetle ilgili olarak davacı tarafın davalıya borcunun bulunmadığı, takibin haksız olmasının davalı alacaklının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceğini, davacı lehine tazminata hükmedilmesi için iki şartın bir arada bulunmasının gerektiği, davalı alacaklı tarafça kısmi takibe başlanmasının da davalının kötüniyetli olmadığını göstereceği, kötüniyet şartı oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu senetle ilgili olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet şartı oluşmadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi talep edilen kötüniyet tazminatının reddinin doğru olmadığına ilişkindir. Davalının, takibe konu bono ile ilgili borcu olmadığına dair davacıya imzalı belge vermesine rağmen, belgedeki imzayı inkar ederek icra takibine girişmekle kötüniyetli olduğunun kabulü gerekirken, davacı yanın talep ettiği kötüniyet tazminatının yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.