Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7264 E. 2009/8927 K. 06.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7264
KARAR NO : 2009/8927
KARAR TARİHİ : 06.10.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin 09/08/2006 tarihli sözleşmeyle 69.000 TL’lik 5 adet çek karşılığında vade farkı da dahil edilerek 8 adet 82.000 TL’lik bono verdiğini, ancak davacının çeklerden birini icra takibine koyarak anlaşmaya aykırı davrandığını belirterek söz konusu bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, …’ın 3.kişi olması nedeniyle müvekkili şirketin söz konusu sözleşmeyle bağlı olmadığını, kaldı ki sözleşmeye göre bonoların ödenmesi halinde çeklerin hükümsüz kalacağının kararlaştırıldığı belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, söz konusu sözleşmeye göre davacının bonoları ödemesi halinde çeklerin geçersiz kalacağının kararlaştırıldığı, davacının borcunun bu sözleşmeye göre çeklerin yerine bonoları ödemek olarak belirlendiği, BK’nun 114.maddesi uyarınca eski borcun ortadan kalkarak yeni bir borcun meydana geldiği, yeni doğan borcun bonoların ödenmesi borcu olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 114,II hükmüne göre, “Borcun tecdidi akitten vazıh surette anlaşılmak lazımdır.-Hususiyle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya yeni bir alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek, tecdidi tazammun etmez.- Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan mukaveleler muteberdir.” Tarafların evvelce mevcut borcu sona erdirip yeni bir borç meydana getirme konusunda anlaşmış olmaları hâlinde, tecditten söz edilebilir. Tarafların mevcut borcun yeni borçla sona erdirme hususundaki iradeleri sözleşmeden açıkça anlaşılmalıdır. Borcun yenilenmesi dar anlamda borcu sona erdiren nedenlerden biri olup, bir borcun yerine yenisinin geçmesi suretiyle eski borcun sona erdirilmesi sonucunu doğurur. Borcun yenilenmesi alacaklı veya borçlu arasında yapılacak bir yenileme sözleşmesi ile gerçekleşir. Yenilemenin varlığını kabul için öncelikle eski bir borç olmalı, yeni borç onun yerine geçmeli ve taraflar yenileme iradesine sahip olmalıdır.
Somut olayda, taraflar arasındaki 9.8.2006 tarihli sözleşmede davalıdaki ödenmemiş 5 adet çek karşılığında 8 adet senet verilmesi kararlaştırılmış, ancak senetlerin ödenmesi koşuluyla çeklerin geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Sözleşmede tarafların borcun yenilenmesi konusundaki iradelerini gösteren herhangi bir ifade olmadığı gibi, yargılama sırasında da borcun yenilendiği iddia edilmemiştir. Mahkemece, 9.8.2006 tarihli sözleşme hükümlerine göre borcun ödenip ödenmediğinin araştırılarak, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, borcun yenilendiği gerekçesiyle davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek hâlinde peşin harcın iadesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 625.00.-TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.