YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7271
KARAR NO : 2010/4307
KARAR TARİHİ : 13.04.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının icra takibine konu ettiği senedin müvekkili işe girerken dava dışı işveren Koçak İlaç Pazarlama A.Ş tarafından teminat olarak alındığını, müvekkilinin işe girmek için mecburen imzaladığını, 3.000 USD’lik senette lehdar olarak davalının isminin yazdığını oysa taraflar arasında hiçbir hukuki bağın bulunmadığını, bonoda “nakden” ibaresinin olduğunu ileri sürerek 3.000 USD’lik senedin ve icra takibinin iptaline, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği, ispat külfetinin davacıda olduğunu, bononun dayanağını tarafların imzasını içeren 24.04.2007 tarihli sözleşme olduğunu, kurs ücreti olarak bononun verildiğini belirterek davanın reddi ile tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının eğitim hizmeti vermeye yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle davacıdan aldığı senedin geçerli sayılamayacağı, senette “nakden” ibaresinin bulunduğu ancak tacir olan davalının davacıya 3.000 USD verdiğini ticari defter ve belgeyi ibraz etmediğinden ispatlayamadığı, kanıtlanamayan bononun geçersiz sayılacağı gerekçeleriyle davalının icra takibine konu edilen 31.05.2007 ödeme tarihli 3.000 USD miktarlı senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu senedin dava dışı şirkete teminat amacıyla verildiğini iddia etmiş davalı ise senedin davacıya verdiği kurs hizmetine karşılık olarak tanzim edildiğini savunmuştur. Senedin ihdas nedeni bölümünde “nakden” kaydı bulunmaktadır. Bu durumda ispat külfetinin senedin ihdas nedenini talil eden davalıda olduğu yönündeki yerel mahkeme gerekçesinde isabetsizlik yok ise de, senette nakden kaydı bulunduğu ancak davalının davacıya borç para verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Zira, davalı taraf savunmalarının hiçbir yerinde davacıya borç para verdiğini belirtmemiştir. Bu durumda mahkemece taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri de gözetilerek davalının davacıya kurs hizmeti verdiği ve senedin bu hizmetin bedeli olarak düzenlendiği yolundaki savunması üzerinde durulup bu yöndeki savunmasını kanıtlamaya elverişli delillerini sunma olanağı tanınıp deliller toplandıktan sonra hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,peşin harcın istek halinde iadesine, 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.