Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7492 E. 2010/6011 K. 13.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7492
KARAR NO : 2010/6011
KARAR TARİHİ : 13.05.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davalı şirkete fatura karşılığı mal verildiğini, ancak davalının fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin almış olduğu malların bedeli olan miktarı fazlasıyla ödediğini belirterek davanın reddini istemiş, süresinde açmış olduğu karşı davası ile de fazladan ödenen 821 TL’nin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davalı tarafın, yapmış olduğu ödeme savunmasını ispatlayamadığı, EFT ve çek ile yapılan ödemelerin hangi borca ilişkin yapıldığının tespit edilemediği, bu nedenle davalı tarafın mal teslimine rağmen bundan doğan borcu ödemediği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; karşı davanın ise davalının fazla yapılan ödemeye ilişkin delil sunamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
1-21.7.2004 tarih 25529 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu HUMK.nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 21.07.2004 tarihinden itibaren 1000 TL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 1090 TL, 01.01.2007 tarihinden itibaren 1170 TL, 01.01.2008 tarihinden itibaren 1250 TL ve 01.01.2009 tarihinden itibaren 1400 TL’ye çıkarılmıştır. Bu bakımdan karşı davaya yönelik temyize konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden kesin nitelikte olduğundan bu temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Asıl davaya ilişkin yapılan yargılamada davalı şirkete yemin için çıkarılan tebligatın, “aynı konutta birlikte çalışan kardeşi …” adına yapıldığı görülmektedir. Tebligat Kanunu’nun 13.maddesi ve Tebligat Tüzüğü’nün 18.maddesi gereğince tüzel kişilerin temsilcilerine ve çalışanlarına yapılacak tebligatın, bu kişilerin iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları takdirde o yerde çalışan diğer görevlilere yapılabilecektir. O halde, mahkemece çıkarılan tebligatın yukarıda belirtilen şahıslara, yine yasada belirtilen usul dairesinde yapılmak suretiyle ikmali gerekirken, yasa hükmüne aykırı olarak tebligat yapılmak suretiyle davalının yeminden kaçındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.