YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7544
KARAR NO : 2009/10132
KARAR TARİHİ : 04.11.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı istirdat-alacak davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili … Ltd.Şti. ile davalı arasında akdedilen 14.08.1998 tarihli sözleşme ile müvekkilinin, Şeker Fabrikası arazisi içinde bulunan su kaynağından alınacak su ile ambalajlanmış su işleme, filtreleme, şişeleme ve şişe yapım tesisini kurmayı ve tesiste üretilecek ambalajlı suyu 10 yıl süre ile pazarlamayı üstlendiğini, üretilen suyun pazarlanması konusunda ayrıca taraflar arasında 10.11.1998 tarihli Genel Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin akdini takiben davalının talebi ile yalnızca üretilecek suyun pazarlaması işini yürütmek üzere … Şirketler Grubu bünyesinde 03.12.1999 tarihinde … Pazarlama Tic.ve San.A.Ş’nin kurulduğunu ve bundan sonra davalı tarafından mal teslimatlarının … A.Ş’ne yapıldığını, faturaların bu şirket adına düzenlendiğini ve işle ilgili teminat ve satış protokollerinin de … A.Ş ile imzalandığını, müvekkilinin tesiste üretilecek pet sulardan her grup için belli miktarlarda satış garantisi verip, bu satış garantisinin teminatı olmak üzere 50.000.000.000.TL’lık teminat mektubunun davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin 31.05.2000 tarihli ve 22.06.2000 tarihli iki adet teminat mektubunu sürelerinin bitiminde iade etmesine rağmen davaya konu 08.11.2000 tarihli teminat mektubunun davalı elinde kaldığını, davalı şirkette yönetim değişikliği olduğunu, yeni yönetimin müvekkili şirket ile çalışmak istemediğini belirtip, müvekkiline su teslimatını keyfi olarak durduğunu, bu nedenle … Ltd.Şti ile davalı arasında akdedilen sözleşmelerin 28.08.2001 tarihinde davacı tarafça feshedildiğini, böylelikle teminat mektubunun konusuz kaldığını, ayrıca aynı teminat mektubu, akdedilen teminat protokolünün 31.08.2001 tarihinde süresinin dolması sonucu bu protokol ile birlikte geçerliliğini de yitirdiğini, keşide edilen ihtarnameye rağmen teminat mektubunun paraya çevrilmesi için davalının bankaya müracaat ettiğini ve teminat mektubu bedelinin bankaca davalıya ödendiğini, bundan sonra bankanın talebi üzerine teminat mektubu bedelinin müvekkilince bankaya yatırıldığını iddia ederek 50.000.000.000.TL’nın 10.09.2001 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, her iki sözleşmede … Yapı Ltd.Şti’nin taraf olduğunu, söz konusu şirketin kendi bünyesinde kurmuş olduğu ve suyun pazarlamasını yaptırdığı … Pazarlama A.Ş’ye bu sözleşmelerden doğan dava yetkisini devretmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin tarafı olmayan davacının bu sözleşmeden doğan ihtilaflarda dava ehliyetinin bulunmadığını, sözleşmelere göre …’ın vermesi gereken teminat mektuplarını verememesi nedeniyle sözleşmelerin müvekkili şirketçe 29.08.2001 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, müvekkili şirketin yaklaşık 2 (iki) trilyon TL’lık teminat mektubu alacağı bulunduğunu, teminat protokolünün geçersiz olduğunu, yapılan sözleşmelerin tarafının … Yapı Ltd.Şti olup, … A.Ş’nin ise sözleşmenin tarafı olan Limited Şirketin suyun pazarlaması işlerini yürütmek için kurduğu bir başka şirket olduğunu, sözleşmelerin tarafı yerine geçerek kurduğu bir başka şirket olduğunu, sözleşmelerin tarafı yerine geçerek böyle bir protokol yapmasının yasal olarak mümkün olmadığını, bir an için aksi düşünülse bile sözleşmenin teminatı olarak verilmesi gereken yaklaşık 500.000 USD’lık teminat mektupları verilmediğinden bir iyiniyet gösterisi olarak 31.08.2001 tarihine kadar geçici olarak bir protokol düzenlendiğini, davacı şirketin müvekkiline 31.08.2001 tarihinde 260.000 USD’lık teminat mektubu daha vermesi gerekirken 50.000.000.000.TL’lık teminat mektubunun iade edilmesinin istenmesinin doğru olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete bir trilyon üzerinde borcu bulunduğunu, bu borcun vadesi gelen kısmı ödenmediğinden haklarında icra takibine başlanıldığını ve teminat mektubundan gelen bedelin icra takibindeki alacaktan mahsup edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleştirilen davada davacılar vekili, davalının kusurundan dolayı sözleşmenin sona ermiş bulunduğundan artık müvekkilinin tesisin yapımı işinden ettiği zararı pazarlamadan telafi etme olanağı kalmadığını, bu nedenle mahrum kalınan kârın, sorumlusu olan davalı tarafından karşılanması gerektiğini, ürünün Nisan 2000’de piyasaya çıkmasından 31.07.2001 tarihine kadar davalının yaptığı %207 oranında fiyat artışının piyasa teamüllerine göre çok yüksek olması nedeniyle yaklaşık olarak 670.000.000.000.TL gerek markanın imajını, gerekse de satış grafiğini korumak için müvekkilince davalıdan alınandan daha düşük bedellerle bayilere mal vermesi suretiyle subvanse edildiğini, müvekkilinin bu zararı da 10 yıl devam edecek pazarlama faaliyeti esnasında zamanla gelişecek satışlarla zararını telafi edilebileceğini düşündüğünü, müvekkili şirketin suyun pazarlaması için maddi harcama yaptığını, tesiste üretilen suyun pazarlanması tamamen müvekkilinin yetki ve sorumluluğunda olup, davalının hiçbir hakkı bulunmadığını ancak davalının buna aykırı olarak kaçak mal satışı yaptığını, müvekkilinin genel distribütörlük sözleşmesinin 4.maddesi gereği bayilerce kendisine iade edilen toplam 9.082.198.309. TL tutarındaki bozuk mal için düzenlediği üç adet iade faturasını mesnetsiz olarak davalının kabul etmeyip, bedellerini ödemediğini iddia ederek toplam 343.082.198.309 TL alacağın en yüksek banka reeskont faizi ile tahsiline, teminat mektubu ve teminat senedinin iadesine ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, iddianın asılsız olduğunu, ekonomik kriz sebebiyle zarara uğrayan davacı şirketin artık su işinin kâr getirmediğini anladığı için müvekkili şirkete olan borcunu ödememek için sözleşmenin feshi yoluna gittiğini savunarak davanın reddi ile sözleşmenin feshi nedeniyle pazar kaybı ve üretim kaybı ile sözleşme hükümlerinin ihlali nedeniyle uğranılan zarar ve pan markasına verilen zarar nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia ederek 100.000.000.000.TL maddi ve 10.000.000.000.TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre suyun üretim ve pazarlamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin tarafı olarak hem … Ltd.Şti hem de … A.Ş’nin yetkili ve sorumlu olduğu, 09.11.2007 tarihli ana rapor ve 14.05.2008 tarihli ek rapordaki davacı tarafın pazarlama ağı kurulması giderine ilişkin talebine yönelik … A.Ş’nin kurulmasına yönelik sermaye taahhüdünü gider olarak belirtilip, bunun nemalandırılması gerektiği görüşü dışındaki görüşlerine mahkemece itibar edildiği, distribütörlük sözleşmesinin 5.maddesinde su fiyatının nasıl tespit edileceğinin açıkça düzenlendiği, aynı katagorideki üç firmanın su satış fiyatı ortalamasının o ay için geçerli olacağı, bu fiyatın taraflarca birlikte belirlenmesi gerektiği, taraflar arasında ihtilaflı olan 01.08.2001 tarihli su fiyatı belirleme işini tek taraflı olarak davalı … Şeker Fabrikası A.Ş tarafından yapıldığı, buna göre bu fiyatttan teslimat yapılacağını davacılara bildirildiği, davacıların da bu durumu kabul etmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın fiyat belirleme işleminden çıktığı, davacıların ısrarına rağmen taraflarca tespit edilen fiyattan mal teslim edilmediği, böylelikle davacı firmaların aktin feshi konusunda haklı oldukları, davacının 10.09.2001 tarihli paraya çevrilen teminat mektubunun tahsilini istemekte haklı olduğunu, davacı tarafın talep ettiği ihale ek indirim talebinin ispatlanamadığı, davacının bayilere düşük fiyattan su satarak satış fiyatını subvanse ettiği, davacının bu zararını istemekte haklı olduğu, bayilik masraf talebinde davacıların haklı olmadığı gibi pazarlama şirketinin kurulmasına yönelik gider talebinde de haklı olmadığı, davacıların 7 yıl 6 aylık gelir kaybı istemekte haklı oldukları, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart talebinin ise, davalının davacılar dışında başka bir şirkete pazarlama amaçlı satış yaptığının, davacılar tarafından ispatlanamaması nedeniyle reddi gerektiği, davacıların tali bayilere cezai şart ödediklerine ilişkin istemlerini kanıtlayamamaları nedeniyle bu talebin reddi gerektiği, ödenmeyen üç adet iade fatura bedelinin talebinde davacıların haklı olduğu, her bir davacı için ayrı ayrı istenen manevi tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığı, sözleşme gereğince davalıya sözleşmelerin teminatı olarak verilen 400.000.000.000.TL’lık teminat senedinin davalıdan alınarak, davacı …’ye iadesi gerektiği, davalı-karşı davacı kendi kusurlu eylemine dayanarak maddi ve manevi tazminat talebinde haklı bir hukuki nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, ve karşı davanın reddine karar verilmiş,hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı … Şeker Fabrikası A.Ş vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davacı yanın anılan sözleşmeye dayalı olarak talep ettiği cezai şarta ilişkin kalemin reddine ilişkin gerekçesi yerinde değildir.
Çünkü dosya içerisinde mevcut 12.09.2006 tarihli raporda davalının davacı dışında yaptığı satışların, sözleşme hükümlerini ihlal eden satış niteliğinde olmadığı promosyon ve tanıtım kapsamında olduğu bildirildiği halde hükme dayanak yapılan 14.05.2008 tarihli ek raporda, bu satışın ticari satış olduğu bildirilmiştir. Ek bilirkişi raporunda ve mahkeminin de kabulünde ise feshedilen sözleşmeye dayalı olarak cezai şart istenemeyeceği kabul edilmiştir. Bu durumda dosya içeriğine göre mahkemece, davalı … Şeker Fabrikası A.Ş’nin satışının sözleşmenin 7.maddesine aykırı olarak yapılan ticari satış olduğu sabit olup, bu şekilde kabulü gerekir.
Hal böyle olunca davacının talep ettiği kalemlerden olan cezai şart istemi hakkında ek bilirkişi raporunda bilirkişinin feshedilen sözleşmeye dayalı olarak cezai şart istenemeyeceği görüşü ve BK.nun 158.maddesi gözönünde bulundurulup, karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle eksik inceleme ile bu kalem istemin reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı karşılık davacının karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.