Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7841 E. 2010/5060 K. 26.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7841
KARAR NO : 2010/5060
KARAR TARİHİ : 26.04.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalının Hisarcık’ta bulunan kalsit arama ruhsatları ile ilgili ortaklık oluşturmak üzere 8.12.2009 tarihinde dava dışı …’ın da bulunduğu üçlü protokol imzaladıklarını, arama ruhsatının davalı … adına alındığını, ruhsatın arama süresinin dolacağı 2008 yılı Kasım ayından önce yenilenmesi ve yürütülemeyen protokolün tasfiyesi için yapılan pazarlıklar sonucu davalının hissesine karşılık müvekkilinin 9000.-TL.ödemeyi kabul ettiğini ve 12.08.2008 düzenleme, 01.09.2008 ödeme tarihli 9000.-TL.bedelli bonoyu verdiğini, ancak adalı tarafından kalsit arama alanı olarak gösterilen yer ile ruhsatta belirtilen yerin farklı olup, ruhsat sahasının küçük ve maden bakımından fakir olduğundan davacı tarafça ruhsatın alınmasından vazgeçildiğini, buna rağmen davalı tarafça verilen bonoya istinaden icra takibi başlatıldığını ileri sürerek takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, % 40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu senedin kalsit madeni arama ruhsatının satışı karşılığında verildiğini, aradan 15 gün geçtikten sonra 27.08.2008 tarihinde davacının ruhsatı almaktan vazgeçtiğini bildirdiğini, davacının sahada kalsit olmadığı ve yerinin yanlış olduğu iddialarının gerçek dışı olduğunu bildirerek davanın reddine, % 40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalının adına kayıtlı olan maden sahası ile ilgili ruhsat hakkını noterde düzenlenen vekaletname ile davacıya devir ettiği, davacının da davalıya dava konusu bonoyu verdiği, davacı tarafça maden sahalarına ilişkin ruhsatların devrinin resmi şekilde yapılması gerektiği ve bu nedenle ruhsat haklarının kullanımına ilişkin vekaletnamenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, icra takibi durdurulduğundan asıl alacağın % 40’ı oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun maden sahası ruhsatının devri nedeniyle verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
3213 Sayılı Maden Kanununun 39. maddesine göre maden sahasının ruhsat devri resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Anılan şekle uygun yapılmayan sözleşme geçersiz olduğundan taraflar verdiklerini geri alabilirler. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.