YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8068
KARAR NO : 2010/2238
KARAR TARİHİ : 03.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı şirket yetkilisi … ile vek.Av…. gelmiş, davacı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın ve şirket yetkilisinin sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkili şirketin davalıdan 02.11.2004 tarihinde … marka kasa aldığını, kasanın iki yıl garantili olmasına rağmen 26.09.2005 tarihinde binaya giren hırsızların kasayı kolaylıkla açarak 40.000,-USD çaldığını, kasanın koruma görevini gereği gibi yerine getirmediğini ileri sürerek kasa bedeli 3.600,-EUR ile çalınan paradan şimdilik 20.000,-USD’nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili kasanın ayıplı olmadığını, usulüne uygun bir ayıp ihbarının da yapılmadığını; işyeri güvenliğinin yeterli olmadığını ve garantinin hırsızlık gibi riskleri kapsamadığını, yaptırılan tesbitte rapor veren bilirkişinin konunun uzmanı olmadığını, davacının kasanın vasıflarını bilerek satın aldığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporlarına göre kasanın kendisinden beklenilen güvenliği sağlamadığı, davacının sadece kasa bedeline ilişkin olarak 664,30 TL.lik fatura sunduğu bunun dışında belge ibraz edemediği gerekçesiyle 357,15 EUR alacağın 12.10.2005 (temerrüt) tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 21.7.2004 tarih 25529 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 5219 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 nci maddesinde belirlenen kesinlik sınırı, 2009 yılında verilen kararlar için 1.400,- TL.ye çıkarılmıştır.
Temyize konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Aleyhine karar verilen miktar bakımından hükmün kesin olması nedeniyle davalı yanın temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davacı yanın temyiz itirazlarına gelince:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hüküm onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle davalı yanın temyiz isteminin reddine, 2 sayılı bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, davacının fazla yatırdığı ve davalının peşin harçlarının istek halinde iadesine, 03.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.