YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8854
KARAR NO : 2009/10157
KARAR TARİHİ : 04.11.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı banka aleyhine karşılıksız çıkan çek yaprağı bedeline ilişkin olarak İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 08/3977 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalı borçlu tarafından bu takibe yetki ve borcun esasına yönelik itirazda bulunulduğunu, ancak bu itirazların haksız olduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu çeklerin … Şubesi tarafından keşide edilmesi nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, ayrıca çek aslının müvekkil bankaya teslim edilmediğini, çek yaprağı bedelleri için ancak 15 gün sonra talepte bulunulabileceğini ve Halk Bankası’nın kamu bankası olması nedeniyle 5411 sayılı Kanun’un geçici 13.maddesi gereğince tazminat ve cezaların talep edilemeyeceğini belirtmiştir.
Mahkemenin 2008/484 Esas, 2008/603 Karar ve 28.05.2008 tarih sayılı kararı ile takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığını belirterek itirazın iptali istemini reddetmiş, davacı tarafça temyiz edilen bu karar Dairemizin 08/10766 Esas, 09/2787 Karar ve 06/04/2009 tarih sayılı kararı ile dava konusu çeklerin keşide yerinin İzmir olduğu dolayısı ile İzmir İcra Dairelerinin de yetkili olduğu belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bunun üzerine yeniden yargılama yapılarak davanın kısmen kabulüne karar vererek, asıl alacağa ilişkin itirazın iptaline işlemiş faize ilişkin talebin reddine, davalının kamu bankası olması nedeniyle icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 4.maddesinde 4814 sayılı Kanun ile 26.02.2003 tarihinde yapılan değişiklik ile çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün 10.maddede belirlenen sorumluluk miktarı saklı kalmak üzere,çek hesabında bulunan miktarla sınırlı olduğu, 10.maddede belirlenen miktar dahil olmak üzere
kısmi ödeme halinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisinin ücretsiz olarak hamile verileceği, çek hamilinin bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebileceği ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabileceği, mahkemece veya icra dairesinin istemi halinde çekin aslının bu mercilere gönderileceği yasal hükme bağlanmıştır.
O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde çek asıllarının bankaya bırakılarak kısmi ödemenin talep edilmesi halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün bulunduğu gözetilmeden yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı banka yararına BOZULMASINA, 04.11.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 10.maddesine göre, muhatap banka süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için öngörülen miktarı ödemekle yükümlü bulunmaktadır.
Davacı ,davalı bankanın ödemekle yükümlü olduğu bedeli ödemediğinden aleyhine takip yaptığını , takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasını açtığını belirtmiştir.
Davalı banka kendisine tazminat için usulüne uygun bir başvuru yapılıp çek aslının verilmediğini savunmuştur.
TMK.nun 6. maddesine göre ve halin olağan akışı da gözetilerek, davacının çek tazminatı için bankaya usulüne uygun bir müracaatının bulunmadığının ve ayrıca ibraz sırasında bu tazminatı istemediğinin ispat yükü davalı bankada bulunmaktadır. Kaldı ki davalı banka takip üzerine dahi, çekin tasdikli suretinin verilmesi karşılığında çek aslını istemeyerek yükümlü olduğu parayı ödemek imkanına sahipken, bu yola başvurmayıp itiraz yolunu seçmesi de doğruluk kuralları ile bağdaşmaz.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, saygın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyoruz.