YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8990
KARAR NO : 2010/5444
KARAR TARİHİ : 04.05.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı bankanın ödemekle yükümlü bulunduğu çek yaprağı sorumluluk bedelini ödememesi üzerine, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usulüne uygun bir şekilde müracaat edilerek, çek asıllarının müvekkili bankaya teslim edilmediği için dava konusu çekler için ödeme yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı bankanın takibe konu bedeli ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline ve takibin 1.740.00.-TL.yasal faiz yürütülerek devamına, ödemenin çek asıllarının bankaya tevdii koşulu ile yapılmasına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
3167 Sayılı Çek Ödemelerinin düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 4.maddesinde 4814 Sayılı Kanun ile 26.02.2003 tarihinde yapılan değişiklikte çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün 10.maddede belirlenen sorumluluk miktarı saklı kalmak üzere çek hesabında bulunan miktarla sınırlı olduğu, 10.maddede belirlenen miktar dahil olmak üzere kısmi ödeme halinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisinin ücretsiz olarak verileceği, çek hamilinin bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği ve buna icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabileceği, mahkemece veya icra dairesinin istemi halinde çekin aslının bu mercilere gönderileceği yasal hükme bağlanmıştır.
O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde çek asıllarının bankaya bırakılarak kısmi ödemenin talep edilmesi halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün bulunduğu gözetilmeden yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.05.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava tarihinde yürürlükte olan 3167 Sayılı Yasanın 4814 Sayılı Yasa ile değişik 10.maddesi uyarınca muhatap banka süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için yasada öngörülen miktarı ödemekle yükümlü bulunmaktadır.
3167 Sayılı Yasanın 4814 Sayılı Yasa ile değişik 5.maddesi uyarınca “çekin ibrazında karşılığının tamamen ödenmemesi veya çek hamili tarafından kısmi ödemenin kabul edilmemesi halinde, ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir, çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır.”
Somut olayda davalı banka, kendisine usulüne uygun bir başvuru yapılıp, çek aslının bankaya bırakılmadığını savunduğuna göre bu yöndeki savunmasını belirtilen yasa hükmü karşısında ispatla yükümlüdür. Zira dava konusu çeklerin arkasında anılan yasanın 5.maddesi uyarınca kısmi ödemenin kabul edilmediği yolunda çek hamilinin herhangi bir beyanı bulunmadığı gibi bu konuda imzası da alınmamıştır.
TMK.nun 6.maddesine göre, herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Davalı banka, davacının kanundan doğan her çek yaprağı ile ilgili ödemeyi kabul etmediği yönündeki savunmasını ispat edemediği gibi, takip aşamasında veya yargılama sırasında çek aslının kendisine verilmesi karşılığında kanundan doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getireceğini de belirtmemiştir. Davalının bu davranışının TMK.nun 2.maddesinde öngörülen objektif iyiniyet kuralları ile bağdaştığı söylenemez.
Bu nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.