Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/9207 E. 2009/11478 K. 09.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9207
KARAR NO : 2009/11478
KARAR TARİHİ : 09.12.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 19/03/2009
No : 882/129
Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili müvekkilinin müflis İmar Bankası AŞ.nde mevduat hesabı bulunduğunu ve bankanın bankacılık yapma ve mevduat kabul etme yetkisinin kaldırılmasından sonra alacağının bir kısmının TC. Ziraat Bankası AŞ. tarafından ödendiğini; ödeme aşamasında yapılan eksik faiz hesabı nedeniyle kayıpları olduğunu ve bu alacağın iflas idaresince reddedildiğini ileri sürerek bakiye 916.596,87 TL’nin masaya kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idaresi vekili davanın süresinde olmadığını, ödemelerin TC. Ziraat Bankası AŞ. tarafından yapıldığını ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, hesaplamalarda da bir hata bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin normal bir mevduat ilişkisi olmayıp, tasfiye işlemi niteliğinde bulunduğu ve bunun da yasal düzenleme çerçevesinde yapıldığı; Bakanlar Kurulu’nun 2003/6668 sayılı kararının 9/c maddesine uygun biçimde ve DİE rakamlarına göre yapılan faiz hesaplaması uyarınca davacıya 275.113,-TL faiz ödemesi yapıldığı dikkate alındığında talebin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece alınan kök raporda istemin bankacılık yapma ve mevduat kabul etme yetkisinin kaldırıldığı 03.07.2003 tarihi ile ödeme amacıyla TC. Ziraat Bankası AŞ’ne para aktarıldığı 17.01.2004 tarihleri arasındaki dönem için faiz hesaplanması gerektiğinden bahisle davacının 172.928,06 TL’yi talepte haklı olduğu belirtilmişken, itiraz üzerine alınan ek raporda bu dönem için mevzuatta düzenleme bulunmadığı, ilişkinin normal bir mevduat ilişkisi olmayıp tasfiye ilişkisi niteliğinde bulunduğu ve kök rapordaki hususun geçerli olmadığı belirtilmiştir. Bu rapor da davacı yanın itirazına uğramıştır. Aynı bilirkişilerden alınan her iki rapor birbiriyle mutlak bir çelişki taşıdığı gibi, bilirkişilerin hangi gerekçelerle önceki görüşlerinden döndüğü de açık değildir.

../..
(2)

Bu durumda mahkemece tarafların itiraz ettiği ve çelişkinin giderilemediği, bu itibarla Yargıtay denetimine de elverişli bulunmayan rapora dayanılarak hüküm tesisi doğru değildir. O halde yapılacak iş, uzman bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik bir heyete dosyanın tevdii ile iddia, savunma ve deliller üzerinde inceleme yaptırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir hüküm oluşturmaktan ibarettir. Açıklanan nedenle hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.