YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9344
KARAR NO : 2010/3326
KARAR TARİHİ : 24.03.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan adi yazılı protokol ile davalının davacıya sattığı ve teslim ettiği 2 adet aracın haczedilerek müvekkilinden alındığını belirterek satış bedeli olarak ödenen 88.000.-TL’nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının protokole göre yapması gereken ödemeleri ifa etmediğini, araçları satın alırken trafik kaydına göre müvekkilinin malik olmadığını bildirdiğini, araçların kullanım ve amortisman giderleriyle ödemeler zamanında yapılmış olsaydı araçların haczedilemeyeceği düşünülerek davacının neden olduğu zararlar dikkate alındığında müvekkilinin zarara uğradığının kabulü gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki protokole göre satılan her iki aracın davacının elinden haczedilmek suretiyle alındığı, sözleşmenin geçersiz olmasından dolayı her iki tarafın verdiğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceği, banka kayıtlarından davacının davalıya verdiği çeklerin tahsil edildiğinin anlaşıldığı belirtilerek davanın kabulüyle davacının ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen yetkiye yönelik temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Hükme esas alınan 30.6.2008 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya 58.000. TL ödeme yapıldığı tespit edilmiş, bu ödemenin dışında, banka kayıtlarına göre çeklerle gerçekleştirilen diğer ödemelerin davalı hesabına yapıldığının ispatlanması hâlinde bu miktarların davalıdan tahsil edilebileceği belirtilmiştir. Davalı vekili ise 30.000. TL toplam bedelli söz konusu ödemelerin müvekkiline yapılmadığını savunmaktadır.
Bu durumda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna aykırı olarak ve hangi delillere dayalı olduğu da gösterilmeden çeklerle yapılan 30.000.-TL’lik ödemelerin davalıya yapıldığının kabulü isabetsizdir. Ayrıca uyuşmazlık konusu araçların haczedilerek elinden alınana kadar davacı tarafından kullanıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda her bir aracın davacının zilyetliğinden çıkarıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ödeme tarihi esas alınarak faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, gerektiğinde çek asılları ile diğer ilgili kayıtların da dosyaya celp edilerek, uyuşmazlık konusu ödemelerin davalıya yapılmış sayılmasını gerektiren bir durumun mevcut olup olmadığının tespiti ve söz konusu araçların davacıdan alındığı tarihlerin saptanması amacıyla bilirkişi raporu alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen nedenden dolayı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenden dolayı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 750.00.-TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine 24.3.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.