YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/985
KARAR NO : 2009/10929
KARAR TARİHİ : 19.11.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine banka dekontuna dayalı olarak takibe geçtiğini ve usulsüz tebligat sonucu takibin kesinleştiğini, müvekkilinin haciz baskısı altında kısmi ödemede bulunduğunu, oysa ki müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, davalının banka havalesi ile gönderdiği bedelin, müvekkilinin davalıya verdiği borcun geri ödemesine ilişkin bulunduğunu bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedelin istirdadına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların altın işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin davacıya Tanzanya’dan komisyon karşılığı altın satın alması için banka havalesi ile para gönderdiğini ancak davacının ne müvekkili adına altın satın aldığı ne de parayı iade ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davacı aleyhine takibe geçildiğini, Kapalıçarşı piyasasında, altın alışverişinin yazılı olarak yapılmadığını,tüm işlerin güvene dayalı olarak yürütüldüğünü öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının, gönderilen paranın, davalıya verilen borç paranın ödenmesine ilişkin olduğunu ileri sürdüğü bu husus gerekçeli inkar niteliğinde olup, davalının banka havalesinin altın satın alınmak üzere gönderildiği yolundaki savunmasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, davalının yemin deliline dayandığı ve teklif edilen yeminin de davacı tarafından usulen yerine getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı borçlu 20.10.2006 tarihli haciz icrası sırasında borcun tamamını 30.10.2006 tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt beyanında bulunmuştur. Bu durumda mahkemece davacı borçlunun bu kabul beyanı üzerinde durulup, değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken icapsız yemin deliline göre yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.