YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10883
KARAR NO : 2011/6252
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi … tarafından keşide edilen çek’in davalı tarafından takibe konulduğunu oysaki, murisin davalıya elden ödeme yapmak sureti ile ibranameler aldığını ve borcun 8.000 TL’ye düştüğünü buna rağmen davalının 20.000 TL üzerinden takibe geçtiğini, aynı konuda daha önce açtıkları davanın reddedildiğini bu kararı temyiz edeceklerini, müvekkillerinin ikinci ibranameyi yeni bulduklarını, önceki davanın bir başka ibranameye dayalı olarak açıldığı için derdestlik durumunun söz konusu olmadığını öne sürerek müvekkillerinin davalıya 8.000 TL dışında borçlu olmadıklarının tesbiti ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların aynı konuda aynı mahkemede dava açtıklarını ve davanın reddedilip henüz kesinleşmediğini bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını ayrıca davacıların yeni bir belge bulmuşlarsa bu durumda yargılamanın iadesi yoluna gitmeleri gerektiğini öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacılar tarafından aynı konuda, aynı davalı hakkında daha önce de dava açıldığı, ilk davadan farklı olarak bu davada davacıların yeni bir ibraname sunduklarını, davalının süresi içinde derdestlik itirazında bulunduğu gerekçesi ile davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın red gerekçesi derdestlik itirazına dayalıdır. Derdestlik için (3) şartın birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Bunlar; aynı davanın aynı mahkemede veya bir başka mahkemede ikinci kez açılmış olması ile davanın görülmekte olması ve her iki dava konusunun aynı olmasıdır. Somut olayda her iki davanın aynı mahkemede görüldüğü ilk davanın sonuçlanmış olmasına rağmen henüz şekli anlamda kesinleşmediği görülmektedir. Ancak her iki davanın aynı dava olup olmadığı hususuna gelince; daha önceden açılmış ve halen görülmekte olan ilk dava ile yeni açılan davanın aynı dava olduğundan söz edilebilmesi için her iki davanın taraflarının, konularının (müddeabih) ve sebeplerinin aynı olması gerekir. Somut olayda dava sebepleri farklıdır. Davacı taraf farklı ibranamelere dayalı olarak borçlu olmadığının tesbitini talep etmiştir. Yani davalar farklı maddi vakıalara göre açılmıştır. Bu durumda mahkemece açıklanan hususlar göz önüne alınıp tartışılarak, uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.