Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/10892 E. 2011/4795 K. 12.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10892
KARAR NO : 2011/4795
KARAR TARİHİ : 12.04.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı alacak-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı vekilince duruşmasız, davacı-karşı davalı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…ile davalı vek.Av….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Asıl dava sözleşmeden kaynaklanan cezai şart, kar mahrumiyeti ve ariyetlerin iadesi, birleşen dava ise sözleşmeden kaynaklandığı iddia olunan zararın tazminine ilişkindir.
Davacı vekili, 15.06.1999 tarihinde imzalanan madeni yağ bayilik sözleşmesi gereği davalının müvekkili şirketten yılda asgari 50 ton Castrol ürünü satın almayı taahhüt ettiğini, ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve 20.02.2007 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, feshin haksız olduğunu, müvekkilinin eksik mal alımı nedeniyle kar mahrumiyetinin doğduğunu belirterek, kar mahrumiyeti cezai şart alacağının tahsili ve ariyet olarak bırakılan demirbaşların müvekkiline iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde demirbaş bedelinin ve demirbaşları iade etmekte geciktiği gün karşılığı sözleşme gereği hesaplanan cezai şartın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin münhasırlık ve 10 yıl rekabet etmeme yükümlülüğü içermesi sebebiyle 4054 sayılı kanunun 4.maddesine aykırı olduğunu, sözleşmenin rekabet kurulu tebliğ hükümlerine uygun hale getirilmediğini, davacının bireysel muafiyet başvurusunda da bulunmadığını, durumun 20.02.2007 tarihli ihtarname ile davacıya bildirildiğini ve sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Birleşen davada davacı vekili, bayilik sözleşmesi henüz imzalanmadan sözleşmeye konu yağ alım miktarının litre olarak belirlenmesine rağmen, sözleşmeye aksine ton olarak geçirildiğini, davalının piyasaya müvekkiline satmış olduğu yağ fiyatının çok altında madeni yağ satışları yaptığını, müvekkilinin piyasada yüksek fiyatta mal almasının müşteri kaybına neden olduğunu ileri sürerek 6.500.00.-TL’lık kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi kurulu raporuna göre taraflar arasındaki 15.06.1999 tarihli Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi 5 yılı geçen rekabet etmeme yükümlülüğü taşıması ve münhasırlık unsurunun bulunması nedeniyle 4054 sayılı Yasa’nın 4.maddesine aykırı ve geçersiz olduğu, davalı bayi tarafından talep edilmesine rağmen davacı tarafça sözleşme rekabet mevzuatı ile uyumlu hale getirilmediğinden davalının 20.02.2007 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi 10 yıllık süre dolmadan feshetmekte haklı olduğu, geçersiz sözleşmeye dayanılarak cezai şart istenemeyeceği, ancak tarafların verdiklerini geri isteyebilmelerinin davalının taahhüt ettiği miktarda başlangıçtan beri ürün almamasına rağmen bayilik ilişkisinin sürdüğünün davalı taahhüdü ve cezai şarta ilişkin hükümlerin uygulanmasında zımnen vazgeçildiği anlamı taşıdığı, birleşen davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, asıl davada kar mahrumiyetine ve kar mahrumiyetine bağlı ceza koşuluna bağlı istem yönünden davanın reddine, demirbaşların iadesine ve ceza koşuluna ilişkin istem yönünden davanın kabulüne, bu dosya ile birleşen İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/5091 sayılı dava dosyasındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı …Motorlu Araçlar San ve Tic.Ltd.Şti.vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik tüm, davacı birleşen davanın davalısı … Petrolleri A.Ş vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava ile ilgili olarak davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında 15.06.1999 tarihinde 10 yıl süreli Madeni Yağ Sözleşmesi ve Ariyet Protokolü imzalandığı, sözleşme uyarınca davalı-birleşen dosya davacısı her yıl davacıdan 50 ton yağ almayı taahhüt ettiği, davalı tarafından sözleşmenin fesih tarihi olan 20.02.2007 tarihine kadar alması gereken yağ miktarının toplam 356.76 ton, fiilen aldığı yağ miktarının 228.10 ton olup, buna göre eksik aldığı miktarın 128.66 ton olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu sözleşme 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren 2005/4 sayılı “Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” kapsamında kaldığı tartışmasızdır.
Rekabet Kurulu’nun 29.03.2007 tarih 07-29/264-95 sayılı kararında da belirtildiği üzere sözleşmenin içerdiği cezai şartlar sebebiyle davacının 2005/4 sayılı Tebliği ile öngörülen muafiyetten yararlanamayacağı açıktır.
2005/4 sayılı Tebliğin geçici 1.maddesinde “Bu Tebliğde öngörülen grup muafiyetinden yararlanma koşullarını taşımayan anlaşmaların bu tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanabilmesi için tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde tebliğ ile öngörülen koşulları sağlayacak şekilde değiştirilmesi gerekir…” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı bir yıl içerisinde sözleşme koşullarını anılan tebliğde öngörülen koşulları sağlayacak şekilde değiştirmemiştir. Bu durumda davacı ancak sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönem itibariyle sözleşme hükümleri uyarınca kar mahrumiyeti, cezai şart, demirbaşların iadesi ve demirbaş iadesi nedeniyle cezai şart isteyebilir.

Davacının bayilik ilişkisinin kurulduğu tarihten sonraki yıllarda (sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem) davalının taahhüt ettiği miktarda ürün almamasına rağmen davalı ile bayilik ilişkisini sürdürmesi davalı taahhüdüne ve cezai şarta ilişkin hükümlerin uygulanmasından zımnen vazgeçtiği anlamına gelmez. Davalı bayii sözleşme süresi bitimine kadar taahhüdünü yerine getirebilir.
Açıklanan durum karşısında, mahkemenin kar mahrumiyeti ve cezai şarta ilişkin hükümlerin fiilen ortadan kaldırıldığına ilişkin karar gerekçesi bu nedenle yerinde değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla tarafların ticari defter ve kayıtları da incelenerek davacının sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönem itibarıyla kar mahrumiyet, cezai şart istemleri konusunda taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de dikkate alınarak alınacak rapor doğrultusunda sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle asıl dava dosyasının davalısı, birleşen davanın davacısının tüm, davacı-birleşen davanın davalısının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı-birleşen dava dosyasının davalısı … Petrolleri A.Ş yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00.-TL duruşma vekalet ücretinin davalı-birleşen davanın davacısı …A.Ş’den alınıp davacı …Ş’ye verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.