Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/12192 E. 2011/5574 K. 26.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12192
KARAR NO : 2011/5574
KARAR TARİHİ : 26.04.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleştirilen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, davalının maliki olduğu konutun 21.05.2007 tarihli kira sözleşmesiyle 5 yıl süreli ve 4.000.-TL.kira bedelli olarak müvekkili tarafından kiralandığını, sözleşme tarihinde 7.000.-TL.peşinat ile 5.000.-USD.teminat ödendiğini, davalının temsil yetkisine haiz olduğu dava dışı aile şirketindeki ticari faaliyetinden kaynaklanan borcu nedeniyle kefil sıfatıyla yer aldığı bonolara dayalı başlatılan icra takibinde davaya konu taşınmaz üzerine 16.05.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, taşınmazın satış aşamasına gelindiğini, ihtiyati haciz kararının kira sözleşmesinin akdinden önce olmasına rağmen akit sırasında buna ilişkin davalı tarafından müvekkiline bilgi verilmediğini, kiracının korunması ilkesinin dikkate alınmadığını, sözleşmenin müvekkili tarafından 27.09.2007 tarihli ihtarnameyle haklı olarak feshedildiğini, ödenen bedellerin iadesinin talep edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı hakkında … 26.İcra Müdürlüğü’nün 2007/8278 Esas sayılı dosyası üzerinden başlattıkları icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, asıl dava ile birleşen davaların da aynı olay nedeniyle davalı hakkında … 26.İcra Müdürlüğü’nün 2007/8275-8276-8277 sayılı dosyalarında başlatılan icra takiplerine de davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davalara yönelik olarak kira sözleşmesinin halen yürürlükte olup, feshin haklı olmadığını, gayrimenkul üzerine konan haczin kira sözleşmesi akdedildikten sonra öğrenildiğini, taşınmazın icrada satılmayarak borcun müvekkili tarafından ödendiğini bildirerek davaların reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalı-kiralayan hakkında ticari ilişkileri nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınmış olması ve icra takibi başlatılarak kira sözleşmesine konu taşınmaz üzerine haciz konulmasının iradeyi butlana veya rızayı fesada uğratan hallerden olmadığı gibi davalının ihtiyati haciz kararından kira sözleşmesinin
akdedilmesinden sonra haberdar olduğu davaya konu taşınmaz hakkında icra takibi sırasında satış kararı alınmış ise de bu karar nedeniyle davacı kiracıya herhangi bir tazyik yapıldığı iddia ve ispat olunamadığı, kira sözleşmesinin tek taraflı feshedilmesinin hukuka uygun olmadığı gibi bu nedenle yaptığı giderleri ve kira bedellerini geri isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yan, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin haklı feshinden dolayı asıl ve birleşen davalarda ödenen kira, yapılan masraf, peşinat ve teminat olarak verilen bedellerin iadesi amacıyla yapılan takiplere vaki itirazın iptalini istemiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin akit tarihi 21.05.2007, davacı kiracının akdi fesih tarihi 27.09.2007’dir. Dosya içeriğinden davacının kira sözleşmesinin feshini haklı kıldığını iddia ettiği, davalının borçlu olduğu ihtiyati hacze konu borcun davalı tarafından ödendiği sabittir.
Açıklanan hususlar gözetildiğinde davacı kiracı akdi fesihte haklı değildir. Bu nedenledir ki, davacı taşınmazda kiracı olarak oturduğu sürelere dair ödemiş olduğu kira bedellerini ve tadilat giderlerini talep edemez. Bu kalem taleplerin reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak davacının peşinat ve teminat olarak ödediği bedeller yönünden ise, davacının kiraya konu taşınmazı davalı kiralayana teslim ettiği tarih tespit edilip, bu tarihten itibaren kira sözleşmesinin sona erdiği kabul edilerek davalı kiralayanın taşınmazı aynı şartlarla yeniden kiraya vereceği makul süre belirlenip, kira sözleşmesinin 10.maddesi de gözetilerek bir karar verilmek gerekirken, bu kalem istemler hakkında yeterince durulmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.