YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12816
KARAR NO : 2011/6847
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı banka arasında önceki yıllarda kurulan kredi ilişkilerine konu olan tüm borçların ödendiğini, 25.03.2005 tarihli banka tarafından verilen yazıda müvekkilinin banka nezdinde hiçbir borcu kalmadığının bildirildiğini, buna rağmen bankaya 25.09.2003 tarihinde tevdii edilmiş bulunan 800.000.000.000 TL (800.000.YTL) bedelli munzam senedin iade edilmediğini, bilahare müvekkilinin daha önceleri kefil oldukları …Gıda Teks.AŞ.’ye 5.10.2005 tarihinde kullandırılan taşıt kredisinin ödenmesinde zora düşmesi sonucu davalı elinde bulunan senedi müvekkili açısından yeni bir borç varmış gibi ve tanzim tarihi 10.10.2005 yazılarak icra takibine girişildiğini, takibe konu borcu cebri icra tehdidi altında zorunlu olarak ödediğini, 16.07.2007 tarihli ibraname ile dosyasına konu borç nedeniyle müvekkili şirketin ibra edildiğinin beyan edildiğini belirterek davalının munzam senede bağlı olmayan ve ibra edilen kredi sözleşmelerine karşın ilgili olmadığı bir başka borç nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 41.623,05 TL’nin iadesi ile anılan dosyaya konu bir başka borcunun bulunmadığının tespiti ile senedin bila bedel iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı Okur Gıda Teks.İnş.Tic.AŞ.’ye 7.10.2005 tarihinde kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle ciro edilerek tevdii edilen 23.05.2007 vadeli 800.000 YTL tutarındaki bono hakkında icra takibine geçildiğini, davacının senetle avalist olarak imzasının bulunduğunu, yaptığı ödemeyi TTK’nun 614/3.maddesine göre lehine ödeme yaptığı taraf yerine müvekkili bankaya müracaat etmesinin yasaya aykırı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi ek raporuna göre davacının eski ünvanı ile bonoyu kefil olarak imzaladığı, davacının ünvan değişikliği 22.10.2004 tarihinde gerçekleştirildiği, bononun tanzim tarihinin ise 10.10.2005 tarihi olup, bononun tanzim tarihinde davacı şirketin ünvan değiştirmiş olduğu, bononun tanzim tarihinde YTL para birimine geçildiği, ancak bononun TL olarak düzenlendiği, davalıya hitaben yazılmış yazıda 800.000.000.000 TL bedelli teminat senedinin gönderildiği belirtildiğinden takibe konu bononun teminat senedi olduğunun anlaşıldığı, banka tarafından verilen kredi sözleşmeleri nedeni ile kefaletin kaldırıldığına dair yazılardan dava konusu bononun teminatını teşkil ettiği asıl borcun ödendiği, bu durumda teminat konusu bononun da bedelsiz kaldığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 4.623,05 TL’yi 01.06.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, davacının 800.000,00 TL bedelli senetten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile senedin davalıdan alınıp davacıya iadesine karar verilmiş,hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 24.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.