YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/134
KARAR NO : 2010/2480
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalının baba bir anne ayrı kardeş olduklarını, davalının taşınmaz hisselerinin yarısını müvekkiline 375.000 USD karşılığında sattığını, satış bedelinin 2000 USD’lik kısmını peşin ödediğini, bakiyesi için senet verildiğini, senet borcuna karşılık 148.225 USD ödemesine rağmen, senet bedelinin tamamı üzerinden icra takibine geçildiğini belirterek icra takibine konu senetten dolayı 148.225 USD borçlu olunmadığının tespitine ve %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankaya yapılan ödemenin taşınmaz satışı ile ilgili olduğunu, senedin borç para karşılığı düzenlendiğini, takip borcuna mahsup edilemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacının sunduğu banka dekontunda ödemenin emlak bedeline karşılık yapıldığının belirtildiği ve takibe konu senet ile herhangi bir irtibatının bulunmadığı, davalının teklif edilen yemini eda ettiği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalının temyizine gelince;İİK’nun 72/4.maddesi “ dava, alacaklı lehine sonuçlanırsa ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar her halde yüzde kırktan aşağı tayin edilemez.”hükmünü öngörmektedir.
Somut olayda, dava sırasında ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve uygulanmıştır. Bu durumda anılan yasa hükmü karşısında davalı alacaklı yararına tazminat koşullarının oluştuğu gözetilerek davacının tazminat ile sorumlu tutulması gerekirken bu yöndeki talebin reddi isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.