Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/14456 E. 2011/3650 K. 22.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14456
KARAR NO : 2011/3650
KARAR TARİHİ : 22.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, dava konusu 20.000.-YTL.lik bonoda müvekkilinin hamil olduğunu,kendinden önceki cirantalardan biri olan davalı ve diğer borçlulara ilamsız takip başlattığını ileri sürerek, bu takibe davalının yaptığı itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı alacaklı tarafından başlatılan takibe daha önce müvekkilinin borç yönünden kendinden önceki ciranta dava dışı …’in imza yönünden itirazı üzerine İcra Tetkik Merciince lehlerine takiplerin durdurulmasına karar verildiğini, ancak davacının bu sefer ilamsız takip yoluna geçtiğini, davacıya borç olmadığı gibi, davacının müvekkiline süresi içinde ödememe protestosu çekmediğini, genel haciz yoluyla takibin protesto şartını kaldıramayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takibe konu senette davalının ciranta konumunda olduğu gibi, TTK.nun 589.maddesi gereği önceki cirantanın imza inkarı olsa dahi davalının imzası inkar edilmediğinden ciranta sıfatı ile borçlu bulunduğu ve İİK.na göre bu itiraz takibi durdurmayacağından, davanın kabulüne, icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına, itiraz yasal dayanaktan yoksun ve kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığından asıl alacak üzerinden hesaplanan % 40 icra inkar tazminatı olan 8.000.00.-YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İtirazın iptali davasının, takip talebine itiraz edilen alacaklı tarafından itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içerisinde açılması gerekir. Bu sürenin hesaplanmasında İİK.nun 19.maddesi hükmü dikkate alınmalıdır. İİK.nun 67.maddesinde gösterilmiş olan bu süre hak düşürücü süredir. Somut olayda, davalı borçlunun itirazının ve itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya 06.10.2005 tarihinde tebliğ edildiği çekişmesizdir. Hatta davacı vekilinin 28.3.2008 havale tarihli temyizce cevap dilekçesinde, davalının itiraz dilekçesini 06.10.2005 tarihinde taraflarınca tebliğ alındığını da belirtmiştir. İtirazın iptali davasının açılma tarihi 31.10.2006’dir. Bu durumda itirazın iptali davasının dava şartlarından olan ve hak düşürücü süre niteliğinde bulunan RE’SEN dikkate alınması gereken 1 yıllık sürede davanın açılmamış olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu yönün gözardı edilerek işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.