Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/14701 E. 2011/9776 K. 11.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14701
KARAR NO : 2011/9776
KARAR TARİHİ : 11.07.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine takip başlattığını, takibe konu bono üzerindeki imzanın başka bir belgeden taşınarak bono üzerine aktarıldığını, müvekkilinin mesleği icabı başka bir belgeye 12.09.2009’da imza attığını, bononun tanzim tarihinin ise 01.07.2008 olduğunu, bonodaki imza ve düzenleme tarihinin farklı zamanlara denk geldiğini, düzenlenen bononun MK’daki iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinden elden para alındığını, bunun karşılığında bononun düzenlendiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma dosyasında verilen raporlara göre, taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı, takibe konu belgenin orijinal olmadığı yolundaki bilirkişi tespitlerine tarafların katıldığı davacının taksicilik yaptığı esnada aldığı bir bedele karşılık vermiş olduğu belgenin üst kısmının sonradan senet haline getirildiği, davalının davacı ile olan hukuki ilişkisini ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, takibe konu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalının %40 oranında kötüniyet tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
Davacı, bir müşterisine para aldığına dair belge verdiğini, o belgedeki imzasının taşınarak dava konusu senedin oluşturulduğunu, oysa böye bir senet düzenlenmediğini iddia etmiş, davalı ise davacıya verdiği borç para karşılığında bu senedin düzenlenmiş olduğunu savunmuştur. Görüldüğü gibi dava konusu belge altındaki imzanın davacıya ait olduğu kendisinin de kabulündedir. Senette nakden kaydı bulunduğuna ve davalı da senedin nakit borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğuna göre ispat külfeti davacı taraftadır. Bu durumda iddia ve savunma çerçevesinde delillerin değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken eksik inceleme ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.