YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14948
KARAR NO : 2011/9556
KARAR TARİHİ : 06.07.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, davalı … ile dava dışı Türkiye … Bankası arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesinde müvekkillerinin ve diğer davalı …’nun müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını, kefil olan müvekkillerinin asıl borçlu davalı …’nun yerine ödedikleri kredi borcunun rücuen tahsili için davalılar aleyhine icra takibine girişildiğini, icra takibinin itiraz sonucu durduğunu, müvekkillerinin rücuen alacaklı oldukları hususunun sabit olduğunu, davalıların kötüniyetli olarak borca itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, dava dışı bankadan ticari kredi kullandığını, ilk kullanmış olduğu 5000 TL’lik krediyi ödediğini, ancak 10.000 TL’lik diğer kredi borcunu ise iflas ettiğinden dolayı ödeyemediğini, kullanmış olduğu kredilerden dolayı takip yapıldığını, takip konusu borcun davacı kefiller tarafından ödendiğini, davacı kefillerin ödemelerine karşılık fatura karşılığı betonist madeni gönderdiğini, borcunu davacı kefillere fazlasıyla ödediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, borcun mal karşılığı fazlasıyla ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalı …’nun kullanmış olduğu ticari kredi sözleşmesine kefil olan davacılar tarafından asıl borçlu …’nun iflas etmesi nedeniyle kredi borcunun asıl borçlunun yerine ödendiği hususunun davalıların kabulünde olduğu, kaldı ki borcun davacılar tarafından ödendiğinin banka dekontları ile sükut bulduğu, asıl borçlu … ile müteselsil kefil … her ne kadar davacıların ödemiş oldukları borcu mukabil fazlasıyla mal karşılığı ödemede bulunduklarını iddia etmiş iseler de, bu iddialarını ispata yarar yazılı delil ibraz edemedikleri, senetle ispat zorunlu olduğundan ve davacıların tanık dinletilmesine muvafakatının bulunmadığı nazara alındığında tanık beyanına da itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yanca başlatılan icra takibinde talep edilen ve itiraza uğrayan alacak miktarı 35.000 TL olup 492 Sayılı Yasa uyarınca davanın görülebilmesi için itirazının iptali istenen miktar üzerinden harcın ikmali gerekir.
Ne var ki somut olayda dava harcının 11.000 TL üzerinden yatırılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacılara 492 Sayılı Yasanın 30. maddesine göre eksik harcı ikmal ettirmesi, harcı ikmal olunur ise işin esasının incelenmesi, harç ikmal edilmezse anılan yasanın 32. maddesine göre işlem yapılması gerekirken eksik harç ile işin esasının incelenmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.