Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/1506 E. 2010/10875 K. 06.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1506
KARAR NO : 2010/10875
KARAR TARİHİ : 06.10.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, abone olan davalının normal ve ayrıca kaçak su kullanımından kaynaklanan borcunu ödemediğini ileri sürerek 17.463.43.-YTL idare alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile abonelik sözleşmesi yaptıktan sonra davaya konu aboneliğin bulunduğu taşınmazdan ayrıldığını, müvekkilinin kullandığı suyun bedelini ödediğini, kaçak su kullanımından sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının aboneliğinin bulunduğu binaya dışarıda bulunan kuyudan kaçak olarak su verildiği, ancak sözleşme ile şebeke suyunun da davalının aboneliğinin bulunduğu yere boru ile iletildiği, davacının dava tarihindeki alacağının 1.790.53.-YTL olduğu gerekçesiyle bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme dayanak alınan 10.03.2008 tarihli bilirkişi raporunda 1-e bendinde davalıya ait aboneliğin bulunduğu 8 nolu binada hiç bir ölçüme tabi olmadan davacı İSKİ’nin şebekesinden demir boru yolu ile su kullanma imkanının bulunduğu, 1-g bendinde ise bahsedilen bu demir boru ile kurulan irtibattan dolayı kaçak su kullanımının mümkün olduğu belirtilmiştir. Ancak aynı bilirkişi raporunun değerlendirme bölümünde ise davalının kaçak su kullanmasının kolay ve pratik olmadığı, kaçak su kullanımından kaynaklanan borcunun bulunmadığı açıklanmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerekçe bölümüyle sonuç kısmı arasında çelişki bulunmakta olup, anılan rapor yeterli incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli görülmemiştir. Bu durumda mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılıp ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.