Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/1699 E. 2010/11304 K. 14.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1699
KARAR NO : 2010/11304
KARAR TARİHİ : 14.10.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin borcuna karşılık dava dışı alacaklı …’e 19.09.2007 keşide tarihli 2.250.-TL.bedelli senedi verdiğini, müvekkilinin adı geçen dava dışı alacaklıya borcunun 450.-TL.lik kısmını elden ödediğini, daha sonra senedin ciro yolu ile davalıya geçtiğini ve davalının senedi takibe koyduğunu ve müvekkilinin icra tehdidi altında 300.-TL.bedelli müşteri senedini ciro yolu ile davalıya verdiğini, davalının bu senedi borca mahsup etmediğini, ayrıca işyerinde yapılan haciz sırasında yine icra tehdidi altında borcu kabul edip ödeme taahhüdünde bulunduğunu, müvekkilinin davalıya olan borcunu (5) adet yazılı belge karşılığı ödediğini, ödeme toplamının 2.130.-TL. olduğunu, ilk alacaklı …’e yapılan 450.00.-TL.ödeme dahil edildiğinde toplam ödemenin 2.580.-TL. olduğunu, tüm bu ödemelere rağmen davalının takip tutarının tamamını istediğini öne sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin senedi ciro yolu ile devraldığını, senet lehtarı dava dışı kişiye yapılan ödemenin müvekkilini bağlamayacağını, borca ilişkin olarak müvekkiline herhangi bir müşteri senedinin verilmediğini, sadece takipten sonra davacı müvekkiline 460.-TL., 480.-TL. ve 400.-TL. olarak (3) ödeme yaptığını öne sürerek davanın reddi ile % 40 tazminata hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının senede dayalı olarak davacıdan alacaklı olduğu ve bu alacağın tahsili için takibe geçtiği, davacının takip tarihinden sonra (3) seferde toplam 1.280.-TL.ödeme yaptığı, bu hususun davalının yeminli beyanında kabul edildiği ve bu miktarın dikkate alınması gerektiği, davacının borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davalı asil 03.12.2008 tarihli duruşma sırasındaki yemininde; sunulan ödeme belgelerindeki imzaları kabul etmiş, ancak toplam tutarı 1.280.-TL.olan belgedeki ödemenin dava konusu borçla ilgili olduğu, toplam tutarı 850.-TL.olan diğer iki belgedeki ödemenin ise taraflar arasındaki bir başka borca yönelik olduğunu ifade etmiştir. Bu durumda bir başka alacağı için davacının yaptığını öne sürdüğü 850.-TL.ödeme hususunda ispat külfeti davalı tarafa ait olacaktır. Davalı, taraflar arasında olduğunu ileri sürdüğü diğer ticari ilişkiyi ve bu ilişki nedeni ile alacaklı olduğunu ispat etmek yükümlülüğü altındadır. Şayet davalı ispat yükümlülüğünü yerine getiremez ise 850.-TL.tutarındaki ödemenin de dava konusu alacağa yönelik olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.