YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2268
KARAR NO : 2010/8899
KARAR TARİHİ : 14.07.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili davalı yanca müvekkili aleyhine girişilen takibe dayanak kılınan kefalet taahhüdünün, Türk Ticaret Kanunu’nun 137 nci maddesinde gösterilen ehliyet kapsamı dışında ve dava dışı Enver Kanburoğlu’nun aynı yasanın 334 ncü maddesinde ifadesini bulan şirketle işlem yapma yasağına aykırı biçimde oluşturulduğunu ve bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürerek anılan kefalet taahhüdünden dolayı müvekkilinin borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili davanın takipten üç yıl sonra açıldığını, iddianın Yargıtay içtihatlarına ve Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesine açıkça aykırı bulunduğunu, davacı borçlunun icra takibine de itiraz etmediğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece ultra vires olarak belirtilen şirket ehliyetinin, kefalete izin vermediği gerekçesiyle ve Türk Ticaret Kanunu’nun 137 nci maddesi uyarınca kefaletin geçersiz olduğu; aksi düşünülse dahi şirket yönetim kurulu başkanı olan diğer imza sahibi Enver Kanburoğlu’nun bu kefalet taahhüdüyle şirketle işlem yapmış duruma düştüğü ve bunun da kefaleti geçersiz kıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde müteselsil kefalet taahhüdü dışında davacı şirket tarafından davalı ile yapılmış borç tasfiyesi protokolü ve bu amaçla verilmiş çeklerin olduğu görülmüştür. Mahkemece bu belgeler üzerinde durulup bunların borç ödemeyi üstlenme iradesini gösterip göstermediği hususunda değerlendirme yapılması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı şirket yararına takdir olunan 750.00.-TL.duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.