Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/2830 E. 2010/12947 K. 11.11.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 14.02.2024 07:59


YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2830
KARAR NO : 2010/12947
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ... Turizm Ltd.Şti.arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunu ödememesi üzerine asıl borçlu ve kefiller aleyhine başlatılan icra takibine davalı ... tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...’un öldüğünün anlaşılması üzerine dava, mirası reddetmeyen ... Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı borçluya ihtarname tebliğ edilemediği, bu durumda kefil olan ...’un bu kefalet limiti dışında sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz talebini içeren temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi harcıda yatırılmadığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece hüküm altına alınan faiz oranının sözleşmeye uygun olarak saptandığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Asıl borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesi borçluya tebliğ edilmemişse de bankaca hesabın kat edildiği tarih itibariyle alacak muaccel hale gelmiş olup davalı kefile gönderilen hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği anlaşıldığından davalı kefil bakımından temerrüdün ihtarnamenin tebliğ edildiği güne 1 gün ilave edilmek suretiyle bulunacak tarihte gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kefil kefalet limiti ve kendi temerrüdün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olmak kaydıyla asıl borçlunun kullandığı kredi borcundan dolayı davacı bankaya karşı sorumlu olduğundan mahkemece bu yönler gözetilmeden davalının takip tarihi itibariyle sorumlu olduğu borç miktarı saptanmak suretiyle bir karar verilmek gerekirken yanılgılı gerekçe ile işlemiş faiz talebinin reddinde isabet görülmediği gibi banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklı likit olduğundan davacı yararına İİK’nun 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.