Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/2864 E. 2010/12753 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2864
KARAR NO : 2010/12753
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı … Tic. San. A.Ş.’ye ileride teslim edilecek saatlere karşılık verdiği çekin karşılığı mal teslim edilmediği için çekin bedelsiz kaldığını, ibraz süresi de geçtiği için çek hamilinin müvekkiline müracaat hakkını yitirdiğini, davalı şirketin çekin keşide tarihini değiştirerek (03.10.2006 olan tarih 03.12.2006 olarak değiştirilmiştir.) icra takibine konu ettiğini, haciz sırasında ihtirazi kayıt ile haciz tehdidi altında 15.000.00 TL ödendiğini ileri sürerek icra takibine konu çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminatın davalıdan tahsiline, ödenen miktarın istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü şahıs olduğunu, dava konusu çeki ciro yolu ile … A.Ş.’den aldığını, çekin faturaya dayalı olarak müvekkiline verildiğini, davacının icra dosyasında sahtelik iddiasında bulunmadığı gibi borcu da kabul ettiğini, hatta borca şahsen kefil olduğunu belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, yapılan grafolojik inceleme sonucunda keşide tarihi bölümündeki önceki rakamın mekanik bir yöntemle silinerek “12” rakamı yazılmak suretiyle çek üzerinde tahrifat yapıldığı, bu tahrifat nazara alındığında süresinde ibrazın yapılmadığı sabit ise de, davacı şirket temsilcisinin takip aşamasında borcu şirket adına kabul ettiği, ayrıca bizzat icra kefili olduğu, bu aşamada herhangi bir tahrifat iddiasının ileri sürülmediği, davacı şirket temsilcisinin borcu kabul beyanının geçerli olduğu, mevcut tahrifatın borcun kabul beyanını ortadan kaldırmayacağı gerekçeleri ile davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece davacı şirket temsilcisinin ihtiyati haciz tutanağındaki borcu kabul beyanının davacıyı bağlayacağı gözetilerek hüküm oluşturulmuştur. Oysa Dairemizin istikrarlı uygulamasına göre ihtiyati haciz sırasında alınan borcu kabul beyanlarının müzayaka altında gerçekleştiğinin ve tek başına sonuç doğurmayacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak Faktoring Yönetmeliğinin 22. maddesi de gözetilerek toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.