YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2909
KARAR NO : 2010/11156
KARAR TARİHİ : 12.10.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı şirketin istihdam ihtiyacının karşılanması için taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davalı şirkete ait iş alanlarının müvekkili şirketin internet sitesinden yayımlandığını, verilen hizmetin karşılığının 28.02.2006 tarihli 5.310.00.-TL bedelli fatura ile talep edilmesine rağmen borç ödenmediği için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin bulunduğu yer olan … Mahkemelerinin yetkili olduğunu, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının da yerinde bulunduğunu, taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, tek taraflı fatura düzenlenmesi ile borç doğmayacağını, internet sitesine deneme mahiyetinde aralıklarla ilanlar verildiğini, ancak davacının müvekkile teklif ettiği diğer hizmetleri vermediğini, takipten önce müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde davalı tarafın yetki itirazı yerinde görülmemiş, taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda tanzim edilen rapora itibar edilerek davanın kabulüne, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, ancak davalı temerrüde düşürülmediğinden davalıdan temerrüt faizi değil yasal faiz hesabının yapılarak bu şekilde faize hükmedilmesine, davalı taraf itirazında haksız bulunduğundan asıl alacak 5.310.00.-TL üzerinden %40 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davanın temelini oluşturan icra takibinde 5.310.00.-TL asıl alacak ve 1.575.98.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.885.98.-TL toplam alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %23 reeskont faizi ve diğer fer’ileri ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş, itiraz üzerine iş bu itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına şeklinde hüküm oluşturulduktan sonra hüküm fıkrasında “ancak davalı temerrüde düşürülmediğinden davalıdan temerrüt faizi değil yasal faiz hesabı yapılarak bu şekilde faize hükmedilmesine” sözcüklerine yer verilmiştir.
HUMK.nun 388.maddesi uyarınca hükmün infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açık olması taraflara yüklenen hak ve borçların hükümde açıkça belirtilmesi gerekir. Oysa yerel mahkeme kararı kendi içinde çelişkili olup anılan yasa hükmüne uygun değildir. Zira kararda hem davalının temerrüde düşürülmediğinden söz edilmiş hem de işlemiş faiz talebini de içerecek şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Takipten önce davalının temerrüde düşürülmediği kabul edildiğine göre işlemiş faize hükmedilmesi isabetsizdir. Öte yandan temerrüdün gerçekleşmemiş olması takipten önce işlemiş faiz istenememesi sonucunu doğurur ise de faizin niteliği ve faiz oranı yönünden etki yaratmaz. Faizin niteliği ve faiz oranının talep de gözetilmek suretiyle taraflar arasında bu konuda sözleşme varsa sözleşme hükümlerine göre sözleşme yoksa 3095 sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.