Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/3260 E. 2010/8475 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3260
KARAR NO : 2010/8475
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan … vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı … İnş.Ltd.Şti.vekili, asıl davada müvekkili ile davalı … A.Ş.arasında imzalanan 28.3.2006 ve 28.4.2006 tarihli anlaşmalar uyarınca yerine getirmesi gereken edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin davalıdan alacağı mallara karşılık her birisi 4660.-TL bedelli (15) adet çeki davalıya teslim ettiğini, dava konusu çekler dışındaki çekleri davalının günü gelmeden tahsil ettiğini, 30.6.2007, 31.7.2007, 30.8.2007 ve 30.9.2007 tarihli çeklerin istenmesine rağmen iade edilmediğini belirterek, bu dört çekten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … A.Ş.vekili, davacının almayı taahhüt ettiği tutarda mal almadığını, davacının müvekkiline toplam 69.900.-TL tutarında (15) adet çek verdiğini, müvekkilinin de bu çekler karşılığında 66.872.-TL’lik mal teslim ettiğini, davacının sözleşme uyarınca müvekkiline devir etmesi gereken taşınmazın devrine yanaşmayınca müvekkilinin de davacıya başka mal göndermediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davacı … İnş.Ltd.Şti.vekili, birleşen davada, asıl davadaki iddialarını tekrar etmiş, ayrıca çeklerin birleşen davanın davalılarından olan … tarafından takibe konulduğunu, adı geçen davalının çeklerin bankaya ibrazından sonra çeklerin arkasına imzalarını sıkıştırarak attığını ve yetkili hamilmiş gibi davrandığını, davalı …’ün çekleri nasıl ele geçirdiğinin belli olmadığını belirterek müvekkilinin çeklerden dolayı her iki davalıya da borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin iyiniyetli 3.kişi konumunda olduğunu, davacının iddialarının müvekkilini bağlamadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … A.Ş.vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davacının davalılara 15.787.11.-TL borçlu olduğu, alacağın likit olmayıp hesaplamayı gerektirdiği, birleşen davanın da aynı çeklere ilişkin olması sebebiyle herhangi bir hüküm kurulmasına gerek olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu çekler nedeniyle davacının 15.787.11.-TL borçlu olduğunun tespitine, alacak likit olmadığından davalı … vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılardan … vekilince temyiz edilmiştir.
Birleştirme kararı verildikten sonra da dava ve birleştirilen davalar bağımsızlıklarını korurlar. Bu durumda mahkemece dava ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 05.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.