YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/332
KARAR NO : 2010/4227
KARAR TARİHİ : 12.04.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av. …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket temsilcisinin arkadaş olduklarını, davalı şirkete bankadan kredi alabilmesi için hatır senedi verildiğini, kredinin kullanılıp borcun ödenmiş olmasına rağmen senedin iade olunmayıp icra takibine konulduğunu iddia ederek, 150.000 TL bedelli senet ile borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, iddianın asılsız olduğunu ve davacının borcuna karşılık senedi verdiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu senedin hatır senedi olarak düzenlenip davalı şirkete verildiği yolundaki iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının %40 oranında tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacının iddiasını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığı anlaşıldığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK’nun 72.maddesi hükmüne göre, tazminata hükmedilmesi için mahkemece verilmiş olan tedbir kararının uygulanması, bir başka anlatımla alacaklının alacağına kavuşmasının tedbir uygulanması sonucu geciktirilmiş olması gereklidir. Somut olayda mahkemece takibin durdurulması için tedbir kararı verilmiş ise de, bu karar uygulanmamış, yani alacaklı icra takibine devam etmiştir.
Hal böyle olunca anılan yasada öngörülen tazminata ilişkin hükümlerin uygulanmaması gerekirken mahkemece davalı yararına %40 tazminata hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (2) nolu bendinin hükümden çıkarılarak yerine “koşulları oluşmadığından davalı yararına tazminata hükmedilmesine yer olmadığına” ibareleri yazılmak suretiyle kararın HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.