Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/3375 E. 2010/6805 K. 02.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3375
KARAR NO : 2010/6805
KARAR TARİHİ : 02.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 18.06.2009
No : 934-438

Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden İş Finansal Kiralama A.Ş., Cemre İnş.Ltd.Şti., ACT İnş.Tic.Ltd.Şti.ve Megapol Müh.Tic.Ltd.vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, inşaat işiyle iştigal eden müvekkili şirketin TOKİ ihalelerinden zarara uğradığını, dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesi çerçevesinde uygulanacak tedbirlerle müvekkilinin borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek bir yıl süreyle iflasının ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, rayiç değerlere göre davacının borca batık olduğunun bilirkişi incelemesi sonucu saptandığı, iyiniyetli olan davacı şirketin iyileştirme projesinin uygulanması halinde borca batıklıktan kurtulabileceği, bilirkişi raporunda da projenin ciddi ve inandırıcı olduğunun ifade edildiği belirtilerek davacının iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller İş Finansal Kiralama, Cemre İnş.Ltd.Şti, ACT İnşaat Ltd.Şti.ve Megapol Müh.Tic.Ltd.Şti.vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Bilirkişi kök raporunda; şirket ortaklarına ait taşınmazların satışının öngörülmesinin iflâs erteleme talebinin samimi olduğunu gösterdiği, şirkete ait taşınmaz ve araçların satılarak davacının borca batıklıktan çıkmasının mümkün olduğu belirtilerek iflâsın ertelenmesi yönünde görüş belirtilmiştir. İtiraz üzerine aynı heyet tarafından verilen ek raporda ise bilançolar üzerinde teknik açıklamalarda bulunulmuştur. Mahkemece bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alınarak iflasın ertelenmesine hükmedilmiştir.
İyileştirme projesinde dış kaynak girişine yer verilmemiş, mevcut işlerden beklenen gelirler, şirket yönetiminin yeniden yapılandırılması ve tasarruflu davranılması gibi genel ve soyut tedbirler öngörülmüştür. İyileştirme projesinde şirkete ait taşınmazların ve araçların satılarak nakit akışı sağlanması amacıyla düşünülen tedbir ise tasfiyeye yönelik bir işlem olup, davacının özkaynağını artırıcı bir nitelik taşımadığından iflâs ertelemede somut bir iyileştirme tedbiri olarak değerlendirilemez. Öte yandan ortaklara ait olduğu iddia edilen taşınmazların satışı ve şirkete kaynak aktarılması konusunda hukuki işlemler tamamlanmadan ve ayrıca söz konusu taşınmazlar üzerinde haciz veya sair ayni haklara ilişkin kayıtlar incelenmeden, iyileştirme projesinde öngörülen soyut taahhüdün borca batıklıktan kurtulmaya yönelik bir tedbir veya samimiyet göstergesi olarak değerlendirilmesi de isabetsizdir. Ayrıca, kâr ve nakit akışına ilişkin detaylı bir analizi içermesi gereken bilirkişi kök ve ek raporlarında da Yargıtay denetimine elverişli ve yeterli açıklamalar mevcut değildir.
Bu durumda mahkemece, alanında uzman kişilerden yeniden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak, işletme sermayesi yeterli olmayan şirketin sermaye artışı, yeni ortak alınması, şirkete dış kaynaktan nakit girişi sağlanması gibi somut tedbirlere başvurmaksızın borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olup olmadığı irdelenerek, müdahillerin itirazları da gözetilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, genel ve soyut tedbirler içeren iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğuna dair Yargıtay denetimine de elverişli olmayan bilirkişi raporları hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 02.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.