Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/3463 E. 2010/13477 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3463
KARAR NO : 2010/13477
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tük.Mah.sıfatıyla)

Taraflar arasındaki birleşen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Dava ve birleşen davada davacı vekili, telefon borcunu ödemeyen davalı Yasin İdacı hakkında icra takibine giriştiklerini ileri sürerek, davalı vasisinin yaptığı itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vasisi, …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan imza incelemesine ait bilirkişi raporu karşısında asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm her iki davanın davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Asıl dava bakımından, 21.07.2004 tarih 25529 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu HUMK’nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 21.07.2004 tarihinden itibaren 1000 TL, 1.1.2006 tarihinden itibaren 1.090 TL, 1.1.2007 tarihinden itibaren 1.170 TL, 1.1.2008 tarihinden itibaren 1.250 TL, 1.1.2009 tarihinden itibaren 1.400 TL’ye çıkarılmıştır.
Temyize konu asıl davadaki karar, 2009 yılında verildiğinden miktar itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Bu nedenlerle, davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; abonelik sözleşmesi işyeriyle ilgilidir. 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3.maddesinde tüketici “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan yada yararlanan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda telefon borcu işyerinde kullanılan telefon borcundan kaynaklandığına göre davalının tüketici kapsamında düşünülemeyeceği ve davaya genel mahkemelerde bakılması gerektiği gözetilmeden, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen sebeplerle asıl dava yönünden, davacı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün miktar itibariyle kesin olması nedeniyle reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen dava yönünden hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.