YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3818
KARAR NO : 2010/5906
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2005 yılı Haziran ayında … ve …tarafından %50’şer hisse ile kurulduğunu her iki ortağında münferiden yetkili olduğunu, akabinde …’nin hissesinin %30’unu diğer hissedara devrettiğini, ancak şirket karar defterine göre kararın 14.7.2005 tarihinde alındığını, ilan-tescil ile ortak …’ın bu tarih itibariyle münferiden yetkili kılındığını, ortak …’nin bir çok kişiye borçlandığını, bu arada samimi arkadaşı davalı …’e dava konusu 5.7.2005 tanzim 10.7.2005 vade tarihli 30.000.00-YTL değerindeki senedi imzalayıp verdiğini, icra takibine davalı yanca konu edilen bu senedin yetkisiz kişi tarafından imzalandığını, senedin tamamen karşılıksız olduğunu, dava dışı … tarafından alacaklı ile anlaşarak muvazaalı düzenlendiğini ileri sürerek müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmştir.
Davalı vekili, icra takibine konu edilen bononun davacı şirketin müvekkiline olan borcu nedeniyle verildiğini, dava konusu bono tanzim edildiği tarihte şirketi temsile yetkili şahsın imzasını taşıdığını , iddiaların yerinde olmadığını belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde “nakden” kaydını içeren bonoya dayanılarak girişilen icra takibine karşı açılan menfi tespit davasının yazılı delille ispatlanması gerektiği, davacı bu konuda tanık dinletmek istemiş ve bir kısım tanıkları dinlenmiş ise de, tanıkla ispatı mümkün olmayacak bir hususta tanık dinlenmiş olmasının sonuca etkili olmayacağı, davacının muvazaa iddiası nedeni ile tanık dinlenmesi mümkün ise de, dinlenen davacı tanıklarının muvazaaya ilişkin bir beyanlarının bulunmadığı, her ne kadar davalı, davacı şirket eski yetkilisine vermiş olduğu borç paranın kaynağını annesinden ve başkalarından aldığı borç para olarak açıklamış ise de, davalının paranın kaynağını yazılı olarak ortaya koymamış olmasının ve bu şekilde açıklamasının borcun miktarı da gözetildiğinde muvazaanın varlığını kesin olarak ispatlayamayacağı ayrıca bonoya konu borç paranın davacı şirket kayıtlarında yer almamasının davacı şirketin yetkilisinin bu parayı şirket adına olmadığı anlamına gelmeyeceği, bononun keşide tarihinin dava dışı …’nin şirketten ayrılmasından önceki tarihe tekabül ettiği, hal böyle olunca söz konusu borçtan davacı şirketin sorumlu bulunduğu, davacı yemin deliline dayanmış ise de, konusu suç teşkil edecek nitelikte yemin teklif edilemeyeceğinden yemin hakkının da hatırlatılamayacağı gerekçeleri ile davacı yanca ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Antalya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.2.2010 tarihinde kesinleşen 2009/132 Esas, 2009/621 Karar sayılı mahkumiyet kararında davalı ve dava konusu senet ile ilgili olarak maddi vakıayı saptayan hükümlere yer verildiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, anılan ceza mahkemesi kararının somut olay bakımından BK.nun 53.maddesi uyarınca değerlendirilmesi ve uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler incelenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.