Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/3821 E. 2010/6444 K. 26.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3821
KARAR NO : 2010/6444
KARAR TARİHİ : 26.05.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava diğer alacaklılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı alacak oluşturulduğu iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davasıdır.
Davalı vekili müvekkili ile dava dışı borçlu arasında doğrudan ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinin hâlde sebze ve meyve ticareti ile uğraştığını, takip konusu bonoyu da kendisi ile aynı işi yapan cirantalardan aldığını; borçluya yöneltilmiş iki ayrı icra takibinin daha bulunduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalının takip konusu bonoyu kendisine ciro eden … ile arasındaki ticari ilişkiyi gösterecek delil sunamadığı, adı geçen hakkında bir takip de yapılmadığı ve bu itibarla davalının alacağının gerçekliğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ayrılan paydan öncelikle davacı alacağının karşılanmasına karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 690 ıncı maddesinin yollaması ile bonolar hakkında da uygulanan 642 nci maddesine göre ödememe protestosu çekilmeden cirantalarla lehdar hakkında takip yapılamayacağından ve somut olayda bu gerekliliğin yerine getirilmediği anlaşıldığından, cirantalar hakkında takip yapılmamasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Hal böyle iken ciranta hakkında takip yapılmaması alacağın muvazaalı olarak yaratıldığına delil teşkil etmez.
Öte yandan davacının alacağını dayandırdığı faturaların tanzim tarihinden daha önce davalı ile dava dışı borçlu arasında bir borç ilişkisinin bulunduğu iddia edilmiş ve bu dönemde davalı vekiline harici ödemeler yapıldığı noktasında adı geçen tarafından makbuz suretleri sunulmuştur. Bu durumda mahkemece bu makbuzlar ve gerekirse davalı ile borçlu arasındaki diğer belgeler üzerinde durulmak ve muvazaalı alacakların ancak borcun doğumundan sonra yaratılabileceği yönündeki karine de dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.