YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4118
KARAR NO : 2010/11216
KARAR TARİHİ : 13.10.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri Av…. ve Av……. ile davalı vek.Av….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı şirket vekili 18.9.2003 tarihinde doğal gaz dağıtım lisansı aldıklarını, davalı ile 6.6.2003 ve 1.6.2005 tarihli doğal gaz satış sözleşmelerinin akdedildiğini, 4646 sayılı Yasanın 11 ve 4628 sayılı Yasanın 5 inci maddesi A bendinin c, e, f ve g alt bentleri ile 26.9.2002 gün ve 24888 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Tarifeler Yönetmeliği’ne göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nca belirlenecek satış tarifelerinin ve taşıma bedellerinin uygulandığını;
Adı geçen kurumca alınan 291 sayılı kararın bilimsel esaslara dayandığını, sonrasında alınan kararların ise bilimsel esaslardan uzak olduğunu ve bu itibarla bu kararların Danıştay tarafından iptal edildiğini; iptalden sonra 291 sayılı karar çerçevesinde geriye doğru yapılan fark hesabına göre davalının kullandığı 86.734.311,61 Kwh karşılığı doğal gazın taşınması için 166.736,44 TL farkın oluştuğunu ve düzenlenen 22.1.2008 günlü faturanın ödenmediğini ileri sürerek alacağın doğduğu tarih itibariyle sözleşmede belirtilen gecikme faizi oranıyla tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili 5.6.2003–6.6.2005 dönemi için iki ve 1.6.2005–1.6.2006 dönemi için de bir yıllık sözleşme yapıldığını, süreç içinde düzenlenen tüketim faturalarının ödendiğini ancak davacının 27.1.2004 gün ve 291 sayılı önceki karara dayalı olarak fark faturası düzenlediğini; taraflar arasındaki ilişkinin özel hukuk sözleşmesi olduğunu, davacının fark isteyebileceği hususunda sözleşmeye hüküm koymadığını ve önceki ödemeleri de ihtirazi kayıtsız aldığını, EPDK’nın kusurlu işleminden doğan zararın kendilerinden istenemeyeceğini ve temerrüdün de oluşmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece EPDK tarafından sonradan alınan kararların Danıştay’ca iptali ile 2004 yılı Ekim ayı ile 2006 yılı Aralık ayı dönemi için 291 sayılı karar çerçevesinde taşıma ücreti belirleneceği gerekçesiyle 166.736,44 TL.nin faturanın ödeme tarihi olan 31.1.2008 tarihinden itibaren işleyecek % 0,45 faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Doğal gaz satış tarifelerini ve bu çerçevede taşıma bedellerini belirlemek EPDK’na bırakılmış olup, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca alınacak taşıma bedellerinin anılan kurumun belirlediği rakamları aşması mümkün değildir. EPDK tarafından başta 291 sayılı kararla taşıma ücretleri bilimsel metodlarla belirlenmiş; süreç içinde alınan yeni kararlarla taşıma ücretleri değişik seviyelerde indirilmiştir. Bilahare davacı yanca EPDK tarafından alınan ve taşıma ücretlerini indiren kararların iptali için Danıştay’a başvurulmuş ve 291 sayılı karardan sonraki kararlar iptal edilmiştir.
Davacının talebi, iptal edilen EPDK kararları nedeniyle eksik alındığı ileri sürülen taşıma bedel farkının tahsiline ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında doğal gaz satışına ilişkin sözleşme akdedilmiş; gazın kullandırılması ve düzenlenen faturaların ödenmesi suretiyle dönemsel edimler karşılıklı ifa ile sonlandırılmıştır.
Öte yandan sözleşme Genel Şartlar’ının “ödeme” başlıklı 6 ncı maddesinin (4) numaralı bendine göre ilave ödeme isteminin fiili çekişle, asgari alım taahhüdü arasındaki fark için mümkün olacağı belirlenmiştir.
Diğer taraftan davalı şirket Danıştay’da görülen iptal davalarına herhangi bir sıfatla katılmadığından, verilen iptal kararı davalıya karşı doğrudan ileri sürülemez. EPDK tarafından hatalı karar alınması ve uygulanmasında da davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 750.-TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.