Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4384 E. 2010/14178 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4384
KARAR NO : 2010/14178
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :10.02.2010
Nosu : 240/28

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacılar vekili, davalı bankanın davacı şirkete kullandırdığı kredinin teminatı olarak aldığı bonoya dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi, rehnin paraya çevrilmesi, alacağın tahsili için 3 adet icra takibi yaptığını, bir kısım alacak miktarının ödendiğini, sözleşme çerçevesinde düzenlenen 4 adet teminat mektubundan dolayı henüz risk, dolayısıyla banka alacağının oluşmadığını bildirerek davalının takip konusu yaptığı alacak miktarından kabul ettikleri borç miktarı olan 22.928,58 TL anapara ve faiz borcunun mahsubundan sonra kalan 86.403,18 TL’den fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL’lik kısmından borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar hakkında yapılan tüm takiplerin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yapıldığını, en son 3 adet teminat mektubunun nakde dönüştüğünü bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, araç kredisine mahsuben bir ödeme yapılmadığını, taraf vekillerince kabul edilen en son rapora göre 27.046,30 TL araç kredisi borcu bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davalının, riski doğmamış olsa bile, gönderdiği ihtarnameye rağmen depo edilmeyen 53.703 TL tutarındaki teminat mektubu bedellerinin depo edilmesini istemekte haklı olduğu, her ne kadar depo edilmesi istenen 57.703 TL tutarındaki teminat mektubundan 40.500 TL’lik mektup iade edilmiş, 13.203 TL’lik kısmının da 9.043 TL’lik kısmı nakdi krediye dönüşmüş ise de, bu hususların takipte gelişen hadiseler olduğundan ve bunlar hakkında icra dairesine müracaat edilmesi gerektiğinden, takip tarihi itibariyle nakdi ve gayri nakdi borç tutarının 80.749,30 TL olduğunun tespit ve kabul edildiğinden davacının takipteki 86.403,18 TL talebine nazaran kısmi davanın kabulü ile takip konusu alacağın 5.000 TL’lik kısmından borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı yan, dava dilekçesinde davalının … 2.İcra Müdürlüğünün 2006/2932, 2006/2933 ve 2006/2934 esas sayılı dosyaları nedeniyle yalnızca 22.928,58 YTL ana para ve yasal faizi kadar borçları bulunduğundan bu miktar üzerinde bulunan miktar yönünden borçlu olmadıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 YTL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Dava, İİK’nun 72.maddesi hükmü gereğince açılan menfi tespit davasıdır.
Dosya içerisinde bulunan … 2.İcra Müdürlüğünün 2006/2932 esas sayılı dosyasından, davalı bankanın davacı şirket ile dava dışı… ve … aleyhine 86.403,18 YTL alacağın tahsili için yaptığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olduğu, aynı icra müdürlüğünün 2006/2933 esas sayılı dosyası ile davalının davacılar ile dava dışı …, … ve … aleyhine 19.01.2006 tarihli senede istinaden toplam 34.698,25 YTL’nin tahsiline ilişkin kambiyo senetlerine mahsus icra takibi, yine aynı icra müdürlüğünün 2006/2934 esas sayılı dosyasından ise davalı bankanın sadece davacı şirket aleyhine … plaka sayılı vasıtaya dayalı olarak 86.403,18 YTL alacağın tahsili için taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip olduğu sabittir.
Dava dilekçesinden, davacı yanın anılan bu takiplerden dolayı sadece 22.928,58 YTL borçlu olduğu, bakiyesinden borçlu olmadığını istediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, açılan davanın menfi tespit davası olduğu ve menfi tespit davasının sonucu verilecek kararda, dava lehine sonuçlanan taraf yararına İİK’nun 72.maddesinde gösterilen tazminata da hükmedilme olasılığı bulunduğu ve davalı bankanın her üç icra takibinde talep ettiği miktarın açık ve tartışmasız olduğu gözetilerek, davacı yanın bu icra dosyalarında gösterilen alacak miktarları toplamından, kabul edilen kısım düşülerek bakiyesi üzerinden borçlu olmadığına ilişkin olarak menfi tespit davası açılması gerektiği düşünülerek açıkça belirli bir miktarın söz konusu olduğu gözetilmeden fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak veya şimdilik kaydıyla somut olayda olduğu gibi kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, HUMK’nun 76.maddesi hükmüne göre, davada dayanılan maddi olayların açıklaması taraflara, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin belirlenmesinin de hakime ait olduğu gözetilerek mahkemece davacı yana dava dilekçesinin içeriği hatırlatılarak ve açıklattırılarak borçlu olmadığını talep ettiği miktar saptanıp, bu miktar üzerinden harcın tamamlattırılıp sonra yargılamaya devam edilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir iken, dava dilekçesi içeriğinde borçlu olunmadığının tespiti istenen miktar belirtilmesine rağmen bu miktardan aşağı bir tutarda menfi tespit davası açılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.