Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4415 E. 2010/14431 K. 16.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4415
KARAR NO : 2010/14431
KARAR TARİHİ : 16.12.2010

Mahkemesi :Sulh HukukMahkemesi
Tarih :3.11.2009
Nosu : 1164/1241

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin avukatlık ücreti karşılığında 1300 USD bedelli bir adet boş bonoyu keşide ederek, davalılardan Avukat …’a teslim ettiğini, sonrasında bu davalının Avukatlık hizmetini ifa etmediği halde bedelsiz kalan bonoyu geri vermeyerek diğer davalı adına doldurmak suretiyle onun adına müvekkili aleyhine takibe konu ettiğini belirterek senedin iptaline, bono nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine ve % 40 oranında tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan … kendi adına asaleten diğer davalıya vekaleten verdiği cevap dilekçesinde; davacı ile arasında vekalet ilişki olmuş ise de bononun bu ilişkiyle ilgisi olmadığını, müvekkili ve bonoda lehtar bulunan davalı ile davacı arasındaki borç ilişkisi nedeniyle tanzim edildiğini ve ödenmediği için takip başlatıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu edilen bononun davacı ile davalılardan … arasındaki vekalet ilişkisi kapsamında düzenlenmiş olduğunun anlaşıldığı ve davalıların senet düzenlenmesini gerektirir temel borç ilişkisini kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne, senet nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline ve takip konusu alacağın % 40’ına tekabül eden 340.04 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık nakden düzenlenmiş bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Davacı dava konusu bonoyu boş olarak imzalayıp vekili olan davalı …’a verdiğini, ancak …’in vekalet görevini yerine getirmemesi nedeniyle senedi iade etmesi gerekirken iade etmeyip diğer davalı … ismi lehtar olarak yazılıp, … vekili sıfatıyla … tarafından senedin takibe konulduğunu iddia etmiştir. Davalılar dava konusu senedin Yavuz’un davacıya verdiği borç para karşılığı düzenlendiğini belirtmiş ve davacının iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu savunmuşlardır. Davalı …’ın dava konusu bonoda herhangi bir sıfatı bulunmadığı senet metninden anlaşılmaktadır. Senedin borçlusu davacı lehdarı ise …’dur. Bu olgular karşısında davacının dava konusu bononun davalı …’e vekalet ilişkisi nedeniyle boş olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden somut olay bakımından ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.