Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4490 E. 2010/7171 K. 09.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4490
KARAR NO : 2010/7171
KARAR TARİHİ : 09.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :28.12.2009
No :104-846

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden … Bank A.Ş, Turkland Bank A.Ş, Eurobank … A.Ş, Mavi Mimari Tas.Ltd.Şti, Sugatsune Kogyo Co Ltd, Maliye Bakanlığı vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, mobilya ve kereste sektöründe faaliyette bulunan müvekkili şirketin yaşanan ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerle borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek, davacının iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının rayiç değerlere göre borca batık olduğunun bilirkişi raporundan anlaşıldığı, bir kısım alacaklı bankalarla borç erteleme sözleşmeleri yapıldığı, iyileştirme projesinin hayata geçirilebilir olduğu, tedbir kararından sonra borç miktarında da önemli bir azalma olduğu, iyileştirme ümidinin bulunduğu konusunda bilirkişilerce olumlu yönde görüş bildirildiği belirtilerek, şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm Maliye Bakanlığı Turkland Bank A.Ş, … Bank, Eurobank, … A.Ş, Mavi Mimarı Tasarım Ltd.Şti Sugat Sune Kopya Co.Ltd vekillerince temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan son heyet raporunda; şirketin faaliyetine devam etmesi ve elindeki stokları satarak nakit girişlerini artırması durumunda kalan borçlarını da ödeyebileceği, dolayısıyla verilen iyileştirme projesine göre hareket ettiği, şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidi bulunduğu ve bu nedenle iflâs erteleme koşullarının sağlandığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece bu rapor hükme esas alınarak iflasın ertelenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de; söz konusu raporun değerlendirme ve sonuç bölümlerinde iyileştirme projesinde öngörülmesine rağmen;
a)Sermaye artırımının gerçekleşmediği, b)Ortakların şahsi taşınmazlarını satarak şirkete nakit girişi sağlamadıkları, c)2009 yılının ilk altı ayında yıllık satış hedefin ancak %22’sinin, yurt dışı ihracat hedefinin %6,46’sının gerçekleştiği belirtilerek, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle iyileştirme projesinin daha somut hale getirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Dava dilekçesinde iyileştirme projesinin şirketin işletme sermayesi eksikliğinin giderilmesi amacıyla hazırlandığı belirtilmiş olmasına rağmen bu amacın gerçekleştirilmesi için öngörülen somut tedbirlerin uygulanmaması karşısında, davacının iyileştirme projesine göre hareket ettiğinin raporda belirtilmesi önemli bir çelişki olup, anılan raporun hükme esas alınması doğru değildir.
2- Bilirkişi ön raporunda şirket stoklarında öngörülen bazı malzemelerin bulunmadığı, örneğin Blum adlı 538.898,91 TL değerindeki malzemenin önemli parçalarının olmaması nedeniyle değerinin sıfır (0) olduğu, davacı şirketin malvarlığı içinde gösterilen ve fotokopileri sunulan iki taşınmazın gerçekte şirkete ait olmayıp, iflâs erteleme talebinden önce devredildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu tür yanıltıcı bilgi ve belgelerin mahkemeye sunulmasının iflâs ertelemenin koşullarından sayılan davacının iyiniyetli olması ya da iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılığı yönlerinden diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir.
3-Dosyaya sunulan ortaklık anlaşmasının içerik açısından iyileştirme projesine nasıl bir katkı sağlayacağı bilirkişi raporunda tartışılmamış, özellikle bu anlaşmaya yönelik olarak sözleşmenin diğer tarafının temsilcisinin yetkisine yönelik müdahil itirazları cevaplandırılmamıştır. Bu eksikliğin giderilmesi ve yapılacak araştırmanın muhtemel sonuçlarına göre gerektiğinde yukarıdaki (2) numaralı bentteki vakıalarla beraber değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
4-Tedbirlerin uygulanmasından itibaren iyileştirme projesinde öngörülmemesine rağmen sadece banka borçları ödenmiş, ticari borçlar ile Vergi ve SGK prim borçları ödenmemiştir. Vergi ve SGK prim borçlarının olası bir vergi veya SGK prim barışı yasası çıkması ihtimali nedeniyle ödenmediği yönündeki açıklamanın hukukî değeri olmayıp, mahkemece böyle bir gerekçeye itibar edilmesi doğru değildir. Öte yandan ticari borçların ödenmemesinin şirketin ana ticari faaliyet konusunda yaratacağı muhtemel olumsuz etkiler de bilirkişi raporunda dikkate alınmamıştır. Türk icra ve iflâs hukukunda alacaklılara eşit işlem yapma ilkesi mevcut olup, hukukî ve haklı gerekçeleri açıklanmadan davacı tarafından alacaklıların menfaatlerinin eşit düzeyde gözetilmemesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olup, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 9.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.