Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4498 E. 2010/14477 K. 16.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4498
KARAR NO : 2010/14477
KARAR TARİHİ : 16.12.2010

Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi
Tarih :19.01.2010
Nosu : 833/7

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, ticaretle uğraşan müvekkilinin 1988 yılında ödemede acze düşmesi nedeniyle vadesi geçmiş ve gelecek tüm borçlarını tasfiye amacıyla alacaklılarca oluşturulan 5 kişilik komisyonla anlaşmaya oturduğunu, aralarında dava dışı … adına hareket eden davalının da bulunduğu halde komisyonca tüm çeklerin (açık çekler dahil) toplandığını, karşılığında müvekkili tarafından alacaklılara tapuda çeşitli gayrimenkuller devredildiğini, takibe konu çekinde o tarihte oluşturulan gayri resmi komisyonca toplanan ve bedeli müvekkilince ödenmiş ve hükümsüz kalmış çeklerden olduğunu, davalıca alıkonan açık çekin doldurularak bankaya ibraz edildiğini, müvekkilinin davalıya çekten kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını, çek olarak takibe konulan belgenin çek niteliğinde olmadığını, vergi numarası bulunmadığını, zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin hesabının 1990 yılından beri hareket görmediğinden muhatap bankaca 24.02.1999 tarihinde kapatıldığını, mevzuat hükümleri uyarınca da davaya konu belgenin çek hükmünde olmadığını iddia ederek müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının iddialarını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, alacaklarının çeke dayalı olduğunu, davacının kötüniyetli olup, takibi sürüncemede bırakmak gayesi ile dava açtığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre TTK’nun 692.maddesindeki çekte bulunması gerekli unsurların dava konusu çekte bulunduğunu, vergi numarasının bulunmamasının çek vasfını kaybettirmeyeceği, çekin anlaşmaya aykırı veya borcun ödenmesine karşın haksız şekilde doldurulduğunun yazılı delil ile ispatlanamadığı zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, alınmış ve infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Cumhuriyet Savcısı huzurunda verdiği 2.8.2006 tarihli ifadesinde “…davacıya 100.000 $ ödünç para verdiğini, bu paranın 50.000 $’nı alabildiğini, bunu da nakit olarak değil, şahsın dükkan satışından aldığını, 50.000 $ kendisine borcu bulunduğunu, borç verdiği sırada davacının çeki verdiğini, (1988 yılında) keşide yeri yazılı olup, imzalayıp boş olarak verdiğini, çekin elinde durduğunu, kendisinde kalan 50.000 $’ın 20.000 $’lık kısmını doldurup icraya koyduğunu..”belirtmiştir. Bu durumda mahkemece somut olay bakımından davalının bu ifadesi değerlendirilerek ispat külfetinin tayini ve gerektiğinde yemin teklif hakkının da hatırlatılması suretiyle toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.12. 2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.