YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/453
KARAR NO : 2010/2498
KARAR TARİHİ : 10.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı … vekili … Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/129 esas sayılı dosyasında müvekkilinin davalı …’in murisi …’e iş ilişkisi nedeniyle 9.000 USD bedelli 22.05.1998 tanzim, 15.02.2002 vade tarihli bono verdiğini, borcunu banka aracılığıyla ödediği halde davalının murisinin alacaklı olarak gözüktüğü senedi icra takibine koyduğunu ileri sürerek senetten dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davacının ödemelerinin 1999 ve 2000 yıllarında olduğunu, davacının müvekkilinin babasından 20.000 USD borç alıp bakiye borcu için de 9.000 USD bedelli senedi verdiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı … vekilinin … Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/87 esas sayılı dosyasında aynı sebeple muris …’in diğer mirasçıları …, … ve …’e karşı açtığı menfi tespit davası HUMK’nun 43.ve 45.maddeleri uyarınca yukarıda anılan aynı mahkemede görülen 2003/129 esas sayılı dava ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece asıl ve birleştirilen davaların davacısı …’ın senedin tanzim tarihinden sonra ancak vade tarihinden önce yaptığı ödemelerin senede karşı yapıldığı konusunda kayıt ve belge bulunmadığı, davacıların senet bedelinin ödenmediği konusunda yemin ettikleri, davacının ödeme iddiasını kanıtlayamadığı, asıl ve birleştirilen davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleştirilen davanın davacısı … vekilince temyiz edilmiştir.
Davalılar vekili, 09.11.2006 tarihli dilekçesinde davacının yaptığı ödemelerin müvekkillerinin murisinin davacıdan olan başka bir alacağa yönelik olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda ispat külfeti yer değiştirmiş olup kural olarak ödemelerin başka bir alacağa yönelik olduğunun davalılar tarafından usulünce kanıtlanması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilerek davalılara bu yöndeki delillerini sunma imkanı tanınıp deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek icapsız yemine göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.