Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4652 E. 2010/8439 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4652
KARAR NO : 2010/8439
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Asıl dava Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine;
Birleştirilen dava ise, Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesinden doğan borcun tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında;
1-Menfi tespit davası banka kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kişi tarafından açılmıştır. Kefaletin niteliklerinden biri de fer’iliktir. Bu yönler gözetildiğinde 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5654 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Yasasının 44/1. maddesi uyarınca kefil tarafından açılmış bulunan menfi tespit davasında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir. Bu itibarla mahkemece menfi tespit davasının bu davadan tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu yönün gözetilmemiş olması isabetsizdir.
2-Birleştirilen itirazın iptali davası yönünden taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri çerçevesinde banka kayıtları üzerinde uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak kefilin sorumluluğunun kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olduğu gözetilerek ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm delillerle birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” denilmiştir.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilerek dikkate alınır. 5464 Sayılı Yasadaki düzenlemeye göre kredi kartı hamili veya kredi kartına kefalet eden tarafından açılan davaların Tüketici Mahkemesinde görüleceği, banka tarafından açılan davanın ise genel yetkili mahkemelerde görülmesi öngörülmüştür. Hal böyle olunca kefil tarafından açılan menfi tespit davasının Tüketici Mahkemesinde banka tarafından açılan itirazın iptali davasının tefrik edilerek genel mahkemede görülmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde itirazın iptali davasının Tüketici Mahkemesi sıfatıyla sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.
Davacı kefilin imzasını taşıyan sözleşmede kredi limiti 1000.-TL. olarak yazılıdır. Davacı limitin sonradan yazıldığını ileri sürmüş ise de, bunu kanıtlayamamıştır. Hesap ekstrelerinde belirtilen miktarın sözleşmede yazılı miktar ile uyuşmaması sözleşmedeki miktarın anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulduğunu göstermez. Bu durumda hükmüne uyulan bozma ilamı çerçevesinde inceleme yapılmak gerekirken, delillerin takdir ve yorumunda hataya düşülerek hüküm kurulması da isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı-birleştirilen davacı … A.Ş. yararına BOZULMASINA, 5.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.