Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4751 E. 2010/14494 K. 16.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4751
KARAR NO : 2010/14494
KARAR TARİHİ : 16.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 21.12.2009
No : 304-499

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmazın 1995-2007 arasında mescid olarak kullanıldığını, bu mescidin 2007 yılında kapanmasının ardından müvekkilinin elektrik aboneliğini üzerine aldırdığını, buna rağmen davalı kurumun mescidin açık kaldığı döneme ilişkin borçtan müvekkilini sorumlu tuttuğunu belirterek müvekkilinin bu borçtan dolayı sorumlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğunu, artık bu noktadan sonra menfi tespit davasının açılmasında hukuki yarar olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan deliller doğrultusunda davacının aleyhine icra takibi başlatılmasıyla dava açmakta hukuki yararının olduğunu, davacının taşınmaz sahibi olmakla mescid olarak kullanılan yerin elektrik borcundan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 16.12.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacı vekili, müvekkili hakkında davalı tarafça Büyükçekmece 1.İcra Müdürlüğü’nün 2008/9174 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, elektriğin kullanıldığı yerin ibadethane olarak kullanıldığını, takip konusu faturaların müvekkiline gönderilmemiş olduğunu, müvekkilinin mahallesine cami yerinin yapılması sonucunda mülkiyeti davacıya ait olan bu yerin müftülük kararı ile ibadethane hüviyetinden çıktığını ve elektrik aboneliğinin 01.07.2007 tarihinden sonra müvekkilinin kendi üzerine alındığını, bu arada davalıya başvurularak 506549 tesisat nolu abonelikle 02.07.2007 tarihinden önce davacının hiçbir ilişkisinin olmadığının bildirildiğini, davalının takip konusu yaptığı 16.02.2004 ile 01.04.2005 tarihleri arasındaki dönemle ilgili faturalar sırasında müvekkilinin aboneliğinin bulunmamasına rağmen takip yaptığını bildirerek müvekkilinin takip nedeniyle 57.251.91.-YTL.borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan takibe davacının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, takibin durmasından sonra itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali için herhangi bir dava açılmadığını, itirazın iptali davası açılması durumunda dahi davacının açılacak bu davada borçlu olmadığını ispatlama imkanı olmasına rağmen, muhtemelen yüksek meblağda bir haksız takip tazminatı ve vekalet ücreti alabilmek maksadıyla bu davanın açıldığını, davacının hukuksal yararı bulunmadığını, abonelik sözleşmesinin Şehit Ömer Camii Koruma Derneği adına davacı tarafından yapıldığını, abone kimlik bilgilerinde davacının kimlik bilgilerinin mevcut olduğunu, derneğin yönetim kurulu başkanı olarak davacının sözleşmeyi imzaladığını, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi’nin 2007/2677 Esas, 2007/5019 Karar sayılı kararına kıyasen derneğin borcundan dolayı yapılan takibe davacının da adının eklendiğini, herhangi bir kötüniyetin söz konusu olmadığını, sözleşmenin tarafının Şehit Ömer Camii Mescidi olduğunu ve dernek adına fatura çıkartılıp, ödenmemesi nedeniyle takip yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillerle davacı aleyhine takip yapılmış olması nedeniyle davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, 5106549 tesisat nolu yerin abonesinin Şehit Ömer Camii Mescidi 1995 adlı dernek olduğu, elektrik bedelinin bina sahibi olan davacıdan istenmesinin hukuki dayanağı bulunmadığı, davalının icra takibinde haksız olması yanında kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçeleri ile davanın kabulüne, davacının Büyükçekmece 1.İcra Müdürlüğü’nün 2008/9174 Esas sayılı dosyasında toplam 57.251.91.-TL.üzerinden yapılan icra takibinde davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacını icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan Büyükçekmece 1.İcra Müdürlüğü’nün 2008/9174 Esas sayılı dosyasından davalının 02.05.2008 tarihinde 2004 ve 2005 yılının muhtelif tarihli faturalarına istinaden 1-Şehit Ömer Camii Mescidi 1995, 2-…, 3-Mustafa Uzun aleyhine toplam 57.251.91.-YTL.nin tahsili için yapmış olduğu ilamsız icra takibi olduğu, ödeme emrinin davacıya 29.05.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 02.06.2008 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiği,
Yine dosya içerisinde yer alan 12 Temmuz 2001 tarihli Elektrik Satışına İlişkin Sözleşme’den 5106549 tesisat nolu abonenin Şehit Ömer Camii Kuran Kursu Cami adına … (davacı) olduğu,
09.07.2007 tarihli Abone Sözleşmesi’nde ise 5106549 tesisat nolu eski abonenin Şehit Ömer Camii Mescidi-1995, yeni abonenin ise … (davacı) olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan icra dosyası ve abone sözleşmelerinden elektriğin kullanıldığı yer ibadethane yani camidir. Davacı da şahıstır. Tacir olduğuna dair dosyada bir bilgi ise yoktur. Bu durumda işin ticari olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece öncelikle takip borçluları ve davacının sıfatı dikkate alınarak görev yönünün re’sen gözetilip incelenmesi gerekirdi. Mahkemenin görevsiz olduğunun gözden kaçırılarak işin esasına girilerek karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, somut olay bakımından bir an için mahkemenin görevli olduğunun kabulü halinde ise davacını iş bu davayı açmakta hukuki yararının olup olmadığı incelenmelidir. Zira hukuki yarar bir dava şartı olup, re’sen gözetilmesi gerekir.
Bir davanın dinlenebilmesi için davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmalıdır.
Menfi tespit davası yönünden hukuki yararı davanın takipten önce veya sonra açılmasına göre farklı değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. İcra takibinden önce menfi tespit davası açılabilmesi için borçlunun borçlu olmadığının hemen tespit edilmesinde korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir.
Olayımızda olduğu gibi icra takibinden sonra ödeme emrinin borçluya tebliği ile borca itiraz ederek takibi durduran borçlunun bundan sonra ödeme emrinin borçluya tebliği ile borca itiraz ederek takibi durduran borçlunun bundan sonra menfi tespit davası açmasında hukuki yarar yoktur.
Çünkü borçlunun (davacının) yapılan takibe itirazı üzerine takip durmuştur. Alacaklı (davalının) duran takibin devamını sağlaması için itirazın iptali davası açması gerekir. Böyle bir davanın açılması halinde borçlu menfi tespit davasına konu ettiği tüm iddialarını savunma sebepleri olarak ileri sürebilecektir.
Kaldı ki, takip itiraz üzerine durduğuna göre, alacaklının takip konusu borçla ilgili olarak borçlunun üzerine gitmesi mümkün değildir. Borçlu yönünden bir tehdit bulunmamaktadır.
Sonuç olarak takibe süresi içerisinde itiraz ederek takibi durduran borçlunun bundan sonra duran takibe karşı menfi tespit davası açmasında hukuki yarar yoktur.
Kararın bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşlerine katılamıyorum. 16.12.2010