Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/478 E. 2010/3160 K. 22.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/478
KARAR NO : 2010/3160
KARAR TARİHİ : 22.03.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tesbit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde Davacı-karşı davalı vek.Av…. ile davalı-davacı asıl … ve vek.Av…. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Asıl Dava 5.042,-TL.den borçlu olunmadığının tesbiti, birleşen dava ise 124.957,39 TL.nin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin verdiği 3.5.2000 tarihli ilk kararda çekteki imzanın inkâr edilmediği ve çekin rıza hilafına elden çıkmadığı, ancak sonradan kaybolduğu; taraflar arasında dört yılı aşkın süredir devam eden bir ticari ilişkinin bulunduğu gerekçesiyle asıl dava davacısı …’ün davasının kısmen kabulü ile 130.000,-TL bedelli çekin 5.042,60 TL.sinden borçlu olmadığının tesbitine; birleşen davanın 124.957,39 TL.lik kısmının kabulü ile bu tutarın …’ten tahsiline karar verilmiş; bu hüküm Dairemizin 9.11.2000 gün ve 2000/5551-7607 tarihli kararı ile çek iptali kararının çeki ibraz etmeden bedelini isteyebilme ya da yeni çek keşidesini talep etme hakkı sağlayacağı, borçlunun inkarı halinde temel borç ilişkisinin ispatının gerektiği, bu itibarla hamil …’a temel borç ilişkisini ve alacaklı olduğu kesin miktarı kanıtlayacak delillerinin ibrazı için süre verilmesi yönünden bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, yargılama sırasında … çek aslını sunmuş ancak mahkemece çekte tahrifat olduğu, hamilin temel ilişkiyi kanıtlayamadığı, dolayısıyla …’ün borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle menfi tesbit davasının kabulüne, çekten dolayı borçlu olmadığının tesbitine, çek aslının davalıdan alınıp davacıya iadesine; sübut bulmayan alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Bu karar temyiz üzerine Dairemizin 27.2.2004 gün ve 2000-8358/1871 sayılı ilamı ile sunulan çek aslındaki mürekkep lekesi nedeniyle keşide tarihinin görülemediği, bunun tahrifat amaçlı olduğu ancak hangi tarihte (ibrazdan önce ya da sonra) yapıldığının açıklığa kavuşturulamadığı, bu eksikliğin giderilmesi gerektiği; öte yandan önceki bozmada temel ilişkinin ispatlanması için delil ibrazı olanağı tanınması gerekliliğine değinilmesine rağmen sunulan belgelerin değerlendirilmemesinin eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma üzerine Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda tahrifatın yapıldığı tarihin tesbit edilemediği, çeke dayalı olarak ödeme ya da avans işleminin de ispatlanamadığı gerekçesiyle menfi tesbit davasının kabulüne, alacak davasının reddine karar verilmiştir. Dairemizin 16.6.2006 gün ve 2006/3382-6621 E.K. sayılı bozma kararında çekin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu, borçlunun el yazısını içeren hesap dökümlerinin, başka bir alacak ilişkisine yönelik olduğu savunmasının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 26.3.2008 gün ve 2008/19-266 E., 2008/276 K. sayılı kararında imzası inkâr edilmeyen çekin yazılı delil başlangıcı sayılacağı ve temel ilişkinin ispatlanması için diğer delillerin toplanması gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.
Bu kez mahkemece …’ın gösterdiği tanıklar dinlenmiş ancak net bir bilgi alınamadığı ve alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle menfi tesbit davasının kabulüne, alacak davasının ise reddine karar verilmiştir.
Gerek Dairemizin önceki bozma kararlarında ve gerek Hukuk Genel Kurulu kararında çekteki imzanın inkâr edilmediği, bu haliyle çekin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu; öte yandan keşideci tarafından ibraz edilen belgelerde bir takım alacak-borç hesaplamalarının yapıldığının belirgin olduğu vurgulanmıştır. Keşidecinin 13.04.2000 tarihli oturumdaki isticvabında Romen rakamları ile yazılmış belgelerin kendisi tarafından kaleme alındığı ancak bunların çek dışındaki ilişkilerden kaynaklandığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece adı geçene, çek dışındaki ticari ilişkinin ne olduğunu kanıtlaması için delil ibraz edebilmesi için süre verilmek ve bu ilişkinin kanıtlanamaması durumunda, yazılı belgelerin dava konusu çekle ilgili olduğunun kabulü ile bir hüküm kurulmak gerekirken, açık bozma kararlarına rağmen ispat yükünün aidiyetinde yanılgıya düşülmesi ve direnilmesi mümkün bulunmayan Hukuk Genel Kurulu kararına direnme sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı … lehine takdir olunan 750,-TL duruşma vekâlet ücretinin karşı yandan alınarak adı geçene verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.