YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4946
KARAR NO : 2010/14487
KARAR TARİHİ : 16.12.2010
Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi
Tarih :16.06.2009
Nosu : 400/218
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan plastik granür hammadesi satın aldığını, müvekkilinin her mal gönderilişinden önce davalıya çekler verdiğini, davalının da gönderdiği mal miktarınca fatura kestiğini, 13.944,00 TL tutarındaki ayıplı malla ilgili iade faturası kesildiğini, davalının hem ayıplı malı hem de faturayı kabul ettiğini, yapılan alışverişlerden dolayı davalıya 1.556,00 TL müvekkilinin borçlu olmasına rağmen davalının 12.000,00 TL’lik müvekkiline ait çeki icra takibine koyduğunu iddia ederek 3.500,00 ve 12.000,00 TL tutarlı iki adet çekin taraflarına iadesine, davalıya borçlarının 1.556,00 TL olduğunun tespitine ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı şirketin müvekkiline olan borcunu ödememesi üzerine 15.12.2006 keşide tarihli 12.000 TL bedelli çekin takibe konulduğunu, takibe konu yapılmayan 3.500 TL’lik çekin dava konusu yapılamayacağını, iddia edilen kadar mal iadesinin söz konusu olmayıp, 13.392 TL’lik malın iade edildiğini, davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde, elde bulunan evrakın yanlış değerlendirilmesi sonucu 1.556,00 TL borç kaldığından bahisle dava açtıklarını, ancak yapılan incelemeler sonucunda, yapılan ödeme ile alınan mal miktarı karşılaştırıldığında müvekkilinin 8.444 TL fazla ödeme yaptığının anlaşıldığını, davalının iddia ettiği gibi 67.226 TL’lik mal alınmadığını belirterek davaya konu iki çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalı şirket tarafından 40.056,00 TL tutarında mal teslim edildiği, davacı şirketin 64.000,00 TL tutarında davalıya çek verip, bu çeklerin 48.500,00 TL’lik kısmının ödendiği, bu şekilde 8.444,00 TL fazla ödeme yapıldığı, davacı şirketin davalı şirkete verdiği 3.500,00 TL tutarındaki çek ile icra takibine konu edilen 12.000,00 TL miktarlı çekten dolayı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davaya konu iki adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibe konu alacak miktarı üzerinden %40 oranında hesaplanacak tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
BK’nun 182.maddesi uyarınca aslolan peşin satış olup, peşin satışta mal ve bedelin aynı anda verildiği konusunda yasal karine mevcuttur. Çek, bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tediyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. Bu kuralın aksini iddia eden ve çeklerin ileride teslim edilecek mallara karşılık avans olarak verildiğini iddia eden davacının bu yöndeki iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekir. Mahkemece bu ilkeler gözetilmeksizin ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.